Yerellik İlkesi

Zihinbilimlerdeki Cevapsız Sorular – II

Önceki yazıdan devam edelim. 4- Beyninin yarısı (bir yarım küresi) alınmasına rağmen, normal-üstü “zeka” gösteren, bir başka deyişle Binet IQ testinden 115 ve üzeri alan insanlar var. (Rowe, 1937; Hebb, 1939; Karnosh & Gardner, 1940; McFie, 1961; Griffith & Davidson, 1966) Bunun da ötesinde, Fransa’da bir adamın beyninin sadece %10’u sağlam durumda, ancak IQ testinden […]

Zihinbilimlerdeki Cevapsız Sorular

Başlığı “açık sorular” diye düşünmüştüm, biraz “click-bait” olsun istedim. Ama aslında “click-bait” de değil, birazdan sıralayacağım sorular gerçekten cevapsız. Böyle bir projeye giriştim, literatürdeki bazı soruları listeleyeceğim. 1- Molyneux problem: Doğuştan kör birisi, gözleri açılırsa, “küp” ve “küre”yi ayırt edebilir mi? Bunu ilk soran kişi 1689’da bir mektup ile John Locke’a soruyor. Locke “hayır” diyor […]

Egzersiz Üzerine

Güç, kuvvet, kudret, enerji, patlayıcı güç, dayanıklılık, dirayet, kondisyon… Kocaman bir terminoloji var ve kimse tam olarak ne söylediğinden haberdar değil. Öte yandan fizyolojik olarak da kocaman bir gerçeklik var. Kemikler, kaslar, eklemler, tendonlar, bağlar, damarlanma, oksijenlenme… İlk paragraftaki terminolojiyi bu fizyolojik özelliklere bağlayabileceğimiz bir zemin oluşturmalıyız. Uzun zamandır kafa yoruyorum bu konuya ancak oturup […]

Söz Eylem – III

Dilin gerçekliğin bir tasviri olduğu görüşü Batı felsefesinin dil konusundaki tavrını özetliyor. Dili, gerçekliğin bir yansıması olarak görüyoruz. Dildeki oyunları doğadaki paradokslar sanıyoruz. Ve dilin çok özelleşmiş halleri olan dinleri ve bilimleri de gerçekliğin temsilcileri olarak ilan ediyoruz. Profesör Robert Elliott Allison diyor ki, Doğu felsefesi, Batı felsefesinin bittiği yerde başlıyor. 20. yüzyılda felsefede gelinen […]

Söz Eylem – II

Serinin bir önceki yazısında söz eylem teorilerine giriş yapmıştık. Biraz hızlı girmişiz, bazı yerleri netleştirmek gerekiyor özellikle Austin ve Searle’ün söz eylem kavramından ne anladıkları noktasında. “Sizi karı koca ilan ediyorum.” “Söz veriyorum bir daha yapmayacağım.” “Bir daha yap bak ben seni ne yapıyorum!” “Keşke o da burada olsaydı.” Üstteki cümleleri doğru-yanlış ekseninde değerlendirmek belki […]

Söz Eylem

Speech Act veya sözeylem veya söz eylem teorileri en temelde derler ki söylemek eylemektir. Bir laf atmak bir taş atmak kadar can yakabilir. Kolunuzu kaldırıp bir bardak su alabilirsiniz, bazı durumlarda da birkaç tatlı laf ile aynı suyu elde edebilirsiniz. Her söylediğimiz, ağzımızdan çıkan her ses aslında bir amaca yöneliktir. Bazen sırf eğlenmek içindir şarkılar, […]

Zihinbilimlere Dair Bazı Önermeler – II

Bir önceki yazıdan devam edelim. Zihinbilimler Batı felsefesinin kusurlarını miras almıştır. Kartezyen anlayış güçlü bir şekilde varlığını sürdürmektedir. Zihin (veya ruh) ve beden halen iki ayrı töz olarak resmedilmektedir. Bu iki farklı tözü barıştırma çabaları mevcuttur ancak iki farklı töz ortaya atmak zaten sorunludur. İşlevselci (functionalist) yaklaşıma göre zihin beynin bir işlevidir. Sindirimin midenin bir […]

Zihinbilimlere Dair Bazı Önermeler

Zihinbilimlerden kastımız psikoloji, sinirbilim, bilişsel bilimler vs olacaktır. Zihinbilimler ne yazık ki ekseriyetle insana odaklanmış durumdadırlar. Bunun temel sebebi mevcut Batı felsefesinin (ve genel hatlarıyla inanç dünyasının) insanı hayvanlardan ötede bir yere koymasıdır. Sadece insana odaklanarak hayvan ve bitki zihinleri ihmal edilmektedir. İnsan diğer hayvanlardan çok özel ve ayrıcalıklı sanıldığı için otizm, şizofreni, disleksi, hiperaktivite […]

Doğanın Algoritmik Karmaşıklığı – III

Önceki yazılarda pek fazla pratik örnekler vermedik. Bu yazıda bir takım örnekler vermek istiyorum algoritmik karmaşıklığa dair. İlk akla gelen örnek yapay sinir ağları (artificial neural networks). Bu türden sinir ağlarında spesifik bir geometri ile girdi (input) ve çıktı (output) katmanlarını birbirine bağlayan bir dizi perceptron (yapay nöron) vardır. Her bir perceptron’un yaptığı iş oldukça […]

Doğanın Algoritmik Karmaşıklığı – II

Bunu daha önce söyleyen oldu mu bilmiyorum ancak doğa, algoritmik karmaşıklığın 0 olduğu yerdir. Hiçbir tasarımcı yoktur ama etrafımız tasarımlarla doludur. Etraftaki tasarımları gördükçe bir tasarımcı aramıştır insanlık. Bu kaçınılmazdır, insan aklı böyle çalışır. Etrafa bakar ve der ki tüm bunlar bir yerlerden geliyor olmalı. Dinler ve mitler tarihi incelenebilir bu tasarımcı arayışının geçmişi için. […]

Doğanın Algoritmik Karmaşıklığı

Bir önceki yazıda algoritmik karmaşıklıktan bahsettik. Doğal olguları modellerken bu türden bir teorik düzleme ihtiyacımız var. Aksi takdirde olguları matematiksel olarak türetebilen her türden model bizim için aynı olacaktır. Ancak durum böyle değildir. Önemli olan, olguları basit modellerle açıklayabilmek veya taklit edebilmektir. Biraz geçmişe gidelim ne dediğimizi netleştirebilmek adına. Tycho Brahe Danimarkalı bir gökbilimciydi. Kendisine […]

Algoritmik Karmaşıklık

Leibniz 1686’da belki de kendi metafiziğinin en önemli eserini veriyor. Metafizik üzerine Konuşmalar‘ı önermeler halinde yazıyor Leibniz. Amacı, evreni mekanik şekilde açıklamak ve bu mekanik sistemde Tanrı kavramını da dışlamamak. Tüm eser baştan sona önemli ve ayrıntılı bir analizi hak ediyor. Ancak biz sadece altıncı önermeye bakacağız. Leibniz’in meşhur mürekkep lekesi deneyi. Bir sayfanın üzerine […]

Bir Zeka Ölçeği Olarak Encephalization Quotient

Encephalization karmaşık bir kavram. Evrimsel ölçekte beyin boyutu ve karmaşıklığının arttığına göndermede bulunan bir tür teorik çerçeve esasında. Ve beynin organizmaya oranının bir tür ölçülebilir “zeka” belirtisi olarak kullanılmasını da içeriyor bu teorik çerçeve. İnsan beyninin vücuda orantılandığında en büyük beyin olduğunu ilk fark eden kişi Aristoteles. Söylediği şey hem doğru hem yanlış. Düz bir […]