Kategoriler
Bilim Felsefesi Felsefe Mekanik Otomata

Otomata Tarihi ve Felsefesi

Otomata nedir, ne değildir?
Otomata tarihi ve felsefesine kısa bir giriş.

20. yüzyıl zihin felsefelerinin ve bilimlerinin merkezinde otomatalar yani hareket ve yönetim prensipleri kendi içerisinde mevcut makineler bulunmaktadır. Otomata terimini daha ayrıntılı tanımlamadan ve tarihsel kökenlerine inmeden önce tam olarak ne demek istediğimizi birkaç örnekle anlatmaya çalışalım.

Yapay zeka veya ilintili alanların hepsinde en temel soru, makineler ile bilgi edinmek, problem çözmek, insan veya hayvan benzeri eyleme şekilleri geliştirebilmektir. Örneğin, Mars’a insan gönderemiyoruz ancak bizim yerimize gezecek, görüntüler ve toprak örnekleri toplayacak makineler geliştirebiliyoruz. Bu makinelerin enerji prensipleri tanım gereği kendi içlerinde mevcut olmalı. Prize takacak halimiz yok. Ancak, yönetim prensiplerini de içlerinde barındırması gerekiyor bu makinelerin. Her saniye bir insan kontrolünde olmadan, kendi başının çaresine bakabilmeli ve yapmak için tasarlandığı işi yapabilmeli. Bu türden mekanizmalara otomata diyoruz kısaca.

Benzer bir anlayış elbette sadece Mars’ta gezmekle sınırlı değil. Dilbilimcilerin de yarım asrı aşkın süredir temel uğraşlarından biri, dilsel ifadeyi mekanik yöntemlerle üretmek. Bunun bir ucunda dilden dile çeviri yapmak var ki bu alanda bir hayli aşama kaydedildi son 10-20 yılda. Yine benzer şekilde, insan gibi dil öğrenen ve konuşan makineler yapmaya da çalışıyoruz fakat pek bir ilerleme olduğu söylenemez bu konuda.

Dil dışındaki zihinsel beceriler için de benzer çabalar olduğunu söyleyebiliriz. Satranç oynayan makineler, problem çözen algoritmalar, akıl yürüten programlar üretmeye çalışıyoruz. Bu yazı dizisinde ele alacağımız şekliyle otomata fikrinden hemen hemen bunu anlıyoruz. Bu bağlamda değerlendirildiğinde de 20. yüzyıldaki temel çabanın insan ve hayvan zihinsel becerilerini otomatalar ile taklit etmek olduğunu kolayca iddia edebiliriz. (Burada lafları ne şekilde dizdiğimizin bir önemi pek yok. Derdimizin hemen hemen anlaşıldığını kabul edebiliriz.)

Otomata ve ilintili fikirler, felsefelerimizin ve bilimlerimizin bu denli merkezine oturmuşken ne yazık ki bu aletlerin (mekanizmaların) ayrıntılı bir tasvirini, tarihçesini ve felsefesini veren pek bir eserle karşılaşmıyoruz. Hâl böyle olunca da hem terminolojik bir kayganlık ortaya çıkıyor hem felsefî bir tutukluk.

Bizim burada ilk yapacağımız şey, otomata terimini doğru şekilde, tarihsel bağlamıyla birlikte, tanımlamak olacaktır.

Otomata Nedir?

İnsanın alet yapma becerisini geriye doğru takip ettiğimizde, 3.4 milyon yıl önceki Australopithecus afarensis dostlarımıza kadar gittiğini görüyoruz en erken taş aletlerin. [Kaynak 1, Kaynak 2]

Australopithecus afarensis kafatası – Naturmuseum Senckberg
https://commons.wikimedia.org/wiki/File:Australopithecus_afarensis_skull_-_Naturmuseum_Senckenberg_-_DSC02102.JPG

Antropologlar Homo genusuna dahil etmiyor bu canlıları ancak bu türden ayrımlar tanım-gereği diyebileceğimiz analitik ayrımlar ve bizi ilgilendirmiyorlar bu noktada.

Bizi ilgilendiren kısım ise bu alet geleneğinin binlerce hatta milyonlarca yıl boyunca gittikçe inceleşmesi (teknik ustalık anlamında) ve çeşitlenmesidir. Oldowan, Acheulean, Mousterian, Microlith gibi birçok farklı üretim paradigmasından bahsetmek mümkün. Bunlar bizim için pek de önemli değil bu noktada. Okurun keyfi yerine gelsin diye ekliyorum bu ufak bilgi parçalarını.

From Egypt, Fayum, along the road between the Fayum and the Giza pyramids.
https://commons.wikimedia.org/wiki/File:Tool_MET_26-10-26-31.jpeg

Alet yapmak, alet kullanmak ve alet kültürünün oluşması insana has beceriler değil. Yeni Kaledonya kargalarının da alet kültürünün olduğu biliniyor. Alet yapan ve kullanan onlarca hayvan türü var.

İnsanı ilginç kılan kısım, bu alet kültürünün milyonlarca yıl boyunca gelişmesi, çeşitlenmesi ve çok incelikli hale gelmesi.

Alet yapma konusunda insan rakipsiz ve eşsiz değildir. Ancak, ateşi kullanmak ve sıfırdan üretmek konusunda eşsiz olduğumuz söylenebilir. Ateşin ne vakittir insan tarafından evcilleştiğine dair pek çok bulgu ve teori var. Homo türlerinin yaklaşık 2 milyon yıldır ateş kullandığı, yaklaşık 1 milyon yıldır ise sıfırdan ateş yakabildiği düşünülmektedir. [Kaynak]

Ateşin ne vakit, nerede ve nasıl keşfedildiği tartışmalıdır fakat tartışmalı olmayan kısım, insan kültürü denen şeyin ateş üzerinde yükseldiği gerçeğidir.

Burada değinmeyeceğiz ancak ateş yakmak, ateşi beslemek, büyütmek ve yaşatmak gibi süreçlerin insan zihnini de önemli ölçüde şekillendirdiği de bir gerçektir. Bizi ilgilendiren kısım ise, ateş sayesinde insanlığın kendisine doğrudan açık olmayan kalori kaynaklarına erişim sağlamasıdır. Her maymun daldaki meyveyi koparıp yiyerek enerji elde edebilir. İnsan olduğu gibi dalı ve ağacı yakıp da enerji elde etmenin yolunu keşfetmiştir. Bunun ne kadar önemli ve ne kadar yıkıcı olduğu da açıktır. Ancak konumuz bu da değil.

Ateş, dolaylı enerji kaynağı diyebileceğimiz şeylerden biridir. Fakat, dolaylı enerji kaynakları ateşle sınırlı değildir. Öldürdüğü canlının kürkünü kendi üzerine geçirmeyi akıl eden insanlık, özellikle soğuk havalarda, günlük kalori ihtiyacını azaltmanın bir başka yolunu keşfetmiştir. Havanın 5 santigrad derece olduğu bir ortamda, kürk giyen bir insanın günlük enerji ihtiyacı 3 bin kcal civarıyken, kürksüz bir insanın enerji ihtiyacı 4-5 bin kcal arasında değişecektir. (Buradaki sayılar tahayyüldür; arada bir fark olduğu gerçeği asıl önemli olandır.)

Geride kalan kısmı kısaca özetlersek, insanlık alet yapmayı, alet kültürü oluşturmayı öğrenmiştir. Sonrasında ise, doğrudan enerji kaynaklarına (meyve ve et mesela) ek olarak, dolaylı enerji kaynaklarını (dal ve kürk) kullanmayı öğrenmiştir.

Mekanizma fikri burada dönüşen düşünsel becerilere atıfla tanımlanabilir. İnsanlık, doğrudan kullanımına açık olmayan bir takım enerji kaynaklarını, dolaylı olarak kullanabileceği sistemler geliştirmeye başlamıştır. Bunun tarihçesini açıkçası ayrıntılı şekilde bilmiyorum. Fakat, pratik dertlerimiz açısından, eski Mısır’da Nil’in enerjisinden faydalanmak için kurulan bir takım düzenekleri milat olarak kabul edebiliriz. Bunların bir tanesi şaduf (shadoof) mekanizmasıdır.

Şaduf kullanan bir Mısırlı

Yerçekimi, Nil’in akış enerjisi, rüzgar gücü ve benzeri prensipleri de hasat etmeyi öğrenen insanlık, daha önce mümkün olmayan ölçekte projelere girişmiştir. Stonehenge, Piramitler ve benzeri her türden erken dönem inşasının temelinde bu türden basit mekanizmaların kullanımı ve doğanın dolaylı enerjisinin hasadı vardır.

Otomata fikri ancak bu noktadan sonra tanımlanabilir ve anlaşılabilir hale gelmiştir. Otomatalar, hareket prensiplerini kendi içlerinde barındıran mekanizmalardır. Bir balta, bir levye veya bir şadufu her zaman birileri kullanıyor ve yönlendiriyor olmalıdır. Bir otomata ise, görünüşte, bağımsız olarak hareket edebilmektedir. Oto-mata yani bağımsız/kendiliğinden hareket ismi de buradaki gözlemden kaynak almaktadır.

Sonuç olarak, otomata terimi en basit şekliyle şu terimlere atıfla tanımlanabilir:

1- Hareket

2- Mekanik, mekanizma

3- Kendiliğinden, dış etkiden bağımsız

Ancak, bu üç fikre ek olarak düzenlilik fikri de genellikle otomataların bir özelliği olarak ele alınır. Bu nesnelerin bir takım mekanizmalar aracılığıyla kendiliğinden gerçekleştirdikleri hareket öylesine veya rastgele değil düzenli ve anlamlı diyebileceğimiz şekildedir.

Otomata teriminin mantıksal olarak bu şekilde inşa edilebileceğini söyleyebiliriz. Antik Yunan’dan beri de buna benzer bir anlayışla çalışılmıştır otomatalar ve benzeri sistemler.

İlerleyen yazılardaki hedeflerimiz şunlar olacaktır:

1- Spesifik otomataları tanıtmak

2- Otomata üzerine kafa yormuş düşünürleri tanıtmak

3- Otomataların bilimsel ve matematiksel bağlamlardaki değerlerini ve yerlerini tanıtmak

4- Otomataların modelleme araçları olarak kullanımını irdelemek

5- Toplamda ise olabildiğince geniş ve ayrıntılı bir otomata tarihçesi ve felsefesi sunmak

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.