Kategoriler
Felsefe Mantık Semiyotik Zihin Felsefesi

Mekanik-Organik Ayrımı

Yıllardır uğraştığım şey sonunda kafamda netleşti. Netleşenin ne olduğunu anlatabilmek için önce bir takım sorunlardan ve tespitlerden bahsedeceğim:

1- Klasik Yapay Zeka veya Sembolik Yapay Zeka diye bilinen gelenek, bilgi ve(ya) bilinç gibi konularda açık şekilde çuvalladı. Fakat, bunun sebebi neydi, olan biten neydi kimse düzgün şekilde açıklayamadı.

2- Yapay zekada yanlış giden şeyin içgüdüsel olarak yıllardır farkındaydım ancak kelimelere dökemiyordum.

3- Yapay zekanın sorunlarına benzer sorunlar psikoloji, sinirbilim, bilişsel bilimler gibi alanlarda da farklı isimlerle ortaya çıkmıştı ancak bunların da hesabı verilmiyordu. Dahası, yapay zeka alanının aksine, bu alanlarda bir şeylerin yanlış gittiğini de fark eden pek fazla kimse yok.

4- Benzer tespitler dilbilimlerdeki anlam problemi ve zihin felsefelerinin temelleri için de geçerli.

Daha önceki yazıları okuduysanız zaten sürekli benzer şeylerden bahsettiğimi de fark etmişsinizdir. İşte tüm o yazılarda yarım yamalak ucundan kıyısından yakaladığım şeyi doğru şekilde dile dökebileceğim düzlemi buldum.

Mevcut mantık bilimimizin, 20. yüzyıldaki halinden bahsediyorum, iki temel sorunu var:

1- Mantık, kapalı bir formelizm olarak ele alınıyor.

2- Mantık, sadece ikili-terimleri (dyadic terms) kapsayacak şekilde anlaşılıyor.

İkili-terimler mantığı, dinamik veya mekanik ismini verebileceğimiz analizin mantığıdır. Gazlar, Newton dinamiği veya bilgisayarlar, otomatalar için bu türden bir mantık yeterlidir. Ancak, organik dünya, canlılık, büyüme, morfoloji, zihinsel süreçler (duyu, hafıza, bilgi, akıl yürütme…) için bu türden bir mantık yetersizdir.

20. yüzyılın hemen başında, Russell’ın önderliğinde, mantık ikili-terimlere indirgenmiştir. Anlam, bilgi, bilinç gibi olguların bu formel yapıyla bırakın anlaşılması, temsil edilmesi bile mümkün değildir.

Zihinbilimler için önemli olan süreçlerin hepsi, üçlü-terimler mantığını gerektirir. Peki ikili ve üçlü terimlerin farkı nedir?

Üçlü-terimler

Üçlü veya triadic terimler, dinamik ilişkilerin ötesine geçilen noktadır. Tam olarak ne dediğimizin anlaşılması için bir takım örneklere bakmak en iyi yol olabilir.

Bir bilardo topunu düşünelim. Üretildiği andan itibaren etrafıyla kurguladığı ilişkilerin hepsi sabit. Bilakis, bu sabitlik sayesinde bilardo topundan bahsedebiliyoruz. Değişmiyor, dönüşmüyor, öğrenmiyor. Ruh hali yok, yorulmuyor, bıkmıyor, ölmüyor, hastalanmıyor. Kırılabiliyor. Kırıldığı vakit de zaten ‘bilardo topu’ olmaktan çıkıyor.

Benzer şeyleri bir saat mekanizması veya tank motoru veya saç kurutma makinesi için de söyleyebiliriz. Bilardo topunun aksine, bunlar bir sürü parçadan oluşan mekanizmalar. Ancak, tüm bu parçalar arasındaki ilişkiler, bu nesnelerin ömürleri boyunca sabit kalıyor. Hatta, bu nesnelerin tasarım amacı zaten bu. Bir saat mekanizmasından tek bir dişliyi bile çıkarırsanız tüm mekanizma anlamsız hale gelecektir çünkü bozuk olacaktır.

Üstte verdiğimiz türden ilişkilerin hepsi dinamik veya mekanik ilişkiler. İkili-terimler yani A-B, B-C, C-D türü etkileşimlerin bir toplamı olarak ifade edilebiliyorlar.

Şimdi doğaya bakalım. Zihinbilimlerin veya biyolojinin konu edindiği nesnelere bakalım.

Bir tohum. Bırakıldığında yere düşüyor, bu anlamda bilardo topundan pek de farklı değil. Fırlatıldığında, bir top gibi o da kütlesi ve uygulanan kuvvet ölçeğinde mesafe kat ediyor. Bu anlamda da bir bilardo topundan veya saat mekanizmasından farklı değil. Tohumun bu türden ilişkilerini ikili-terimler ile yani A-B, B-C ilişkilerinin toplamı olarak ifade edebiliriz. Ancak, tohumun farklı olduğu bir nokta var. Tohum, toprağa düştüğünde, dönüşmeye başlıyor. Büyüyor, morfolojisi değişiyor. Bir bilardo topu veya saat mekanizması, bin yıl sonra bile sabitken tohum birkaç gün sonra bambaşka bir forma dönüşüyor. Etrafıyla kurguladığı ilişkiler değişiyor. Küresel bir yapıdan iki ucu olan bir yapıya evriliyor. Bir ucu ışığa bir ucu yere yöneliyor. Su, karbondioksit kullanmaya başlıyor. Şeker üretiyor. Rengi değişiyor. Şekli değişiyor. Ağırlığı değişiyor.

“Tohum” dediğimiz şey her saniye dönüşüyor ancak biz onu hala aynı analizin nesnesi olarak sabitlemeye çalışıyoruz. İşte buradaki ihtiyacın bir sonucu olarak üçlü-terimler ortaya çıkıyor. Tohum etrafıyla A-B türünden ilişkiler kurmanın ötesine geçiyor ve değişken ilişkiler kurmaya başlıyor. Bir saat mekanizması içerisindeki bir dişli çark, üretildiği andan sonsuza kadar etrafındaki diğer çarklarla aynı ilişkileri sürdürüyor. Tohum ise hem morfolojik olarak değişiyor hem de etrafıyla kurduğu ilişkiler dönüşüyor. “A-B” ilişkisi, ertesi gün geldiğimizde “A’-B” ilişkisine dönüşmüş oluyor çünkü tohum büyüyor. Ve, yeterince süre geçtiğinde, birkaç miligramlık bir tohum 5 tonluk bir çama dönüşebiliyor. İşte meselenin özü budur.

Tohum üzerinden verdiğimiz bu örnek, organik dünyadaki her türden sürecin merkezindedir. Organik nesneler, mekanik nesnelerden farklı olarak, her etkileşimin sonucunda dönüşür. Çocukken aldığınız Casio saat bugün hala aynı prensiple çalışmaktadır ancak çocukken tohumunu attığınız dişbudak milyonlarca kat büyümüştür. Güneşle, toprakla, etrafındaki binalarla, etrafındaki diğer her türden nesneyle kurguladığı ilişki de değişmiştir.

Bilgi, anlam, bilinç, zihin, biliş ve benzeri bir terminoloji ancak ve sadece buradaki dönüşümü de hesaba katarak anlaşılabilir. Üçlü-terimler dediğimiz yapı, değişen analiz nesnesini sabit tutabilmek adına atılan bir adımdır. Bir geminin veya tankın işleyişini anlamak için bu türden bir soyutlamaya gerek yoktur. Ancak, geminin veya tankın mürettebatını anlamak için bu türden bir soyutlama gereklidir. Tüm fark buradan ortaya çıkmaktadır.

Sonraki yazılarda da göreceğimiz üzere, 20. yüzyıl zihin ve dil felsefelerinin ve ilgili bilimlerin temelinde buradaki anlayışın noksanlığı vardır. Mekanik ilişkilerin toplamı olarak ifade edilemez zihin, bilgi, anlam veya benzeri terminoloji.

“Organik” ismini verdiğimiz bu zemin, yani üçlü-terimler zemini, mekanik analizin yetersiz geldiği noktada ortaya çıkar. Yani, mekanik analize indirgenemez ancak ondan bağımsız da çalışılamaz.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.