Kategoriler
Uncategorized

Coronavirus Çılgınlığı

Tüm bu salgın ile ilgili yazmak istiyorum ancak neresinden başlamak lazım bilemiyorum.

Haftalar oldu, bir tanecik gerçek anlamda “bilgilendirici” yazıya denk gelmedim. Birkaç tane ezber laf var, herkes onları tekrar edip duruyor. Ama hastalık nedir, virus nedir, virus nasıl hasta eder, mevcut teorimiz nereden nasıl çıkmıştır vs bir tane sorgulayan kişiye denk gelmedim.

Mevcut hastalık teorimize “germ theory of disease” diyorlar. Tüm bu virusler, bakteriler, mantarlar bir tür “germ” ve bu teori diyor ki hastalığın temel sebebi bunlardır. Louis Pasteur’den beri hemen hemen hiç değişmeden geldi. Hastalıkların temel sebebini bir tür bakteri veya virus veya mantar olarak görüyoruz. Ve bunların ancak başka viruslerden, bakterilerden veya mantarlardan türeyebileceğini düşünüyoruz. Buna monomorfizm yani tekşekilcilik deniyor. Ortada bir virus varsa, onu önceleyen başka bir virus olmalıdır.

Bu tek teori değildi. Hastalıklarla ilgili “cellular theory” vardı bir de. Unutuldu gitti. Ama Pasteur zamanında iyi bilirdi çünkü kendi teorisi aslında bu teorinin ufak bir kısmıydı. “Cellular theory of disease” veya “hastalıkların hücresel teorisi” çok daha ayrıntılı bir teoriydi.

Teoriyi geliştiren kişi Antoine Béchamp. Kendisi Pasteur’ün popülerleştirdiği deneyleri ilk kez yapan kişi aslında. Ve hatta 1920-30’larda bazı araştırmacılar aslında birçok fikri Pasteur’ün doğrudan “intihal ettiğini” iddia ettiler. Ethel Douglas Hume’un doğrudan bu konuyla ilgili harika bir eseri var. Mektuplarla, makalelerle, tarihi belgelerle gösteriyor ki Pasteur gerçekten de Béchamp’tan bir anlamda çalmış bu fikirleri ve bu sebeple de bazı yerleri hiç açıklayamamış.

Béchamp’ın teorisi bu yazının ortalarına bir yerine sıkıştırılamayacak kadar uzun ve ayrıntılı. Başka bir yazı yazmayı düşünüyorum onunla ilgili. Ancak Pasteur ile temel farkını basitçe dile getirebiliriz.

Béchamp’ın teorisinde germ (virus, bakteri, mantar) ikincil hatta üçüncül. Hastalığın temel sebebinin “sağlıksız” olma hali olduğunu söylüyor. Organizma sağlıksız olduğunda ona saldıracak bir şeyler sürekli vardır doğada. Buna terrain (zemin) teorisi de diyorlar. Zemin uygun olursa her türlü zararlı ot yetişir bahçenizde. Ve bir bahçeyi zararlı otlarla kaplı olarak gördüğünüzde bilirsiniz ki bahçeyi o hale getiren o otlar değildir, onlar sadece sonuçtur. Benzer şekilde, bir aslanın yüzündeki veya sırtındaki yaralara sinek üşüştüğünü görürüz ama o sinekler sadece sonuçtur. Eğer o sinekler o yaraları yapabiliyor olsaydı zaten etrafta aslan maslan görmezdik.

İddialara göre, Pasteur ölmek üzereyken Béchamp’ın teorisindeki bilgeliği anlıyor. Sağlıksızlık halinin hastalığı öncelemesi gerektiğini fark ediyor ve bazı rivayetlere göre diyor ki “Microbe is nothing, terrain is everything”.

Béchamp’ın anlayışına göre germler fırsatçı canlılar. Organizma sağlıksız düştüğü anda birden ortaya çıkıp saldırmaya başlarlar. Ancak aslında her zaman oradadırlar. Ve Béchamp’a göre sağlık aslında bu ufak organizmalar ve büyük organizmanın denge içinde yaşamasıdır. Ve bu dengeyi tehdit eden her şey canlının sağlığını bozacaktır. Sonuç olarak da çürüyecektir aslında büyük organizma.

Béchamp’ın teorisi çok daha ayrıntılı. Ancak ona ileride değineceğiz. Şimdilik iki ismi daha anmak istiyorum. Birincisi Raymond Rife, ikincisi ise Günther Enderlein.

Raymond Rife 31000 kat büyütme gücü olan bir mikroskop geliştiriyor. Elektron mikroskobuna denk bir optik güç elde ediyor yani. Ve elektron mikroskobunda mümkün olmayan şeyler bu aletle mümkün oluyor. Farklı dalga boylarında kesitler alarak dokuyu bozmadan inceleyebiliyorsunuz. Eşzamanlı olarak hareketleri gözlemleyebiliyorsunuz. Bunun videosu da var, google’dan hemen çıkıyor ismini yazınca bu kişinin.

Rife’ın bu mikroskobuna pek itimat etmiyorlar. Gerçek olmadığını düşünüyorlar. Bu sebeple bulgularını da pek ciddiye alan olmuyor. Ancak biz bugün biliyoruz ki Rife’ın mikroskobu gerçekten de söylenenleri yapabiliyormuş ve gerçekten de bahsettiği süreçler gözlemlenebiliyormuş. Peki neydi bu süreçler?

Rife insan dokusunu incelerken şunu fark ediyor, hücre duvarlarımız yavaş yavaş dökülüyorlar. Bunun temel sebebi de hücre duvarının etrafındaki ortamın kalitesi. Bu da çok fiziksel bir ölçüt. Oksijen miktarı, pH, elektrik yükü, sıcaklık, akışkanlık.

Hücre duvarları döküldükçe Béchamp’ın da gözlemlediği fenomen ortaya çıkıyor. O dökülen parçalar aslında ufak protein parçaları. Ve bu protein parçaları duvar etrafında birikmeye başlıyor. Elbette bunlar birikirken kum yığını gibi birikmiyor. Birbirleriyle spesifik şekillerde etkileşmeye başlıyorlar. Önce fitil gibi uzun ipçikler oluşturuyorlar mesela. Bu ipçikler birbirleriyle etkileşime girip bir sürü daha karmaşık iki veya üç boyutlu yapılar oluşturuyorlar. Ve örneğin, ilk başta tek bir protein parçası varken, oluşan kompleks yapıda 600 tane protein oluyor. Yani bir tür canlı diyebileğimiz yapı ortaya çıkıyor. Ve bu yapıların bazıları hücre duvarı aşındıkça içeri girebiliyorlar, bazısı yağ moleküllerini kapsıyorlar, bazısı kandaki akyuvara veya alyuvara yapışıyor veya zarar veriyor. Yani o ufak yapıtaşları birleştikçe, organizmayı bozacak bir şeyler ortaya çıkıyor. Canlı sağlığını bir kez kaybedince hızla çürümeye başlıyor. Bunun sebebi de çok açık aslında. Eğer bu türden bir çürüme hızla gerçekleşmeseydi kalan hiçbir şey hızla gerçekleşemezdi canlılık aleminde. Yani toprağa düşen bir dal parçası altı ay sonra toprağa karışmak yerine belki altı yıl sonra karışırdı. Doğa bu işleri hızlandırmanın binbir yolunu bulmuştur. Germler bunun sadece bir tanesidir. Germ sağlıksız insanı hızla çürütme yöntemidir.

İkinci kişi de Günther Enderlein dedik. Bu da aynı geleneği takip ediyor ama Rife ile birbirlerini tanımıyorlar sanırım. Bambaşka yollardan aynı noktalara çıkıyor. Enderlein’ın da ayrı bir terminolojisi var ancak aynı şeyleri gözlemliyor. Hücrelerin etrafındaki sıvıda olan biten şeyler hücrenin sağlığının birincil belirleyicisi. O sıvıda bir şeyler birikmeye başlarsa gittikçe karmaşık yapılar ortaya çıkmaya başlıyor. Ve sonunda o karmaşık yapılar hücre dokularına da zarar verecek hale geliyor. Bazısı hücrenin içine giriyor organellere tutunuyor, bazısı hücreler arasındaki boşlukları tıkıyor.

Bu yazı bir başlangıçtı. Tüm bu anlatıyı ciddiyetle özetlemek ve bir anlamda savunmak istiyorum. Mevcut virus teorimiz ne yazık ki eksik. Ve bilimsel bir açıklama olarak “virus” vakaların sadece yüzde 3-5 aralığında bir kısmını açıklıyor. Neden viruslu herkes ölmüyor? Bilimsel bir açıklama virusluler arasında kimin daha çok etkileneceğini de açıklayabilmelidir. Hedefimiz bunu adım adım inşa etmek ve pratik bir takım öneriler sunmak mevcut durumla ilgili.

One reply on “Coronavirus Çılgınlığı”

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.