Kategoriler
İlişkiler

Dırdır

Dırdır ne yazık ki gerçek bir şey. Kadını erkeği yok. Gerçekten dırdır diye bir şey var. Ve çok güçlü bir silah.

İngilizcesi nagging. Biraz daha anlamı belirlenmiş bir şey aslında “dırdır” kelimesine göre. Bizde alanı pek çizilmemiş. Bir Amerikalı eşine hemen diyor mesela bu nagging diye. Biz dırdır kelimesini hakaret olarak algılıyoruz ve dırdır yapıldığı gerçeği kaybolup gidiyor. Dırdır yapan kişiye dırdır yapma demek onun yaptığından daha büyük suç kabul ediliyor.

Dırdırdan çok çektim. Ailede dırdır görerek büyümüş biri olarak çok ufak yaştan beri farkındayım ne olduğunun. Bitmeyen sorular, söylenmeler, şikayetler, istekler… Ve sırf karşı tarafı sinir ettikleri için sorulup söyleniyorlar. Bir anlamda karşı tarafa zarar verme şekli. Ama verilen zarar bir tokat veya fiskeninki gibi olmadığı için gözümüze batmıyor.

Bana dırdır yapacağınıza tokat atın çok daha az canım yanar. Hakaret yerine de tokadı seçerim. Sorularla köşeye sıkıştırılmak yerine de tokadı seçerim. Sürekli davranışlarımdan şikayet edilmesi yerine de. Tokat çok daha az can yakar. Ve canınız yandığında karşı taraf da görür bunu. Ve birine de anlatabilirsiniz, tokat yedim canım bu sebeple yanıyor.

Dırdır öyle değildir. Kimseye anlatamazsınız. Görünmezdir. Karşınızdaki dakikalarca sizi incitmek için konuşabilir ama bir fiskenin yarattığı acı kadar görünür değildir o acı.

Dırdıra karşı her metodu denedim. Ama beceremiyorum. Bir nokta geliyor ve tepem atıyor. Hakaretle veya laf sokmayla başlar dırdır. Bunun çeşidi boldur. Özetlemeye kalksak üç cilt dolar. Hareketlerinizin her zerresi eleştirilir. Neden burada oturuyorsun, oyunu benden daha çok seviyorsun, benim yaptığım yemekleri yeme zaten, git başkasıyla takıl, yatağa çok geç geliyorsun, birlikte hiçbir şey yapmıyoruz, birlikte hiç “gerçek” zaman geçirmiyoruz…

Bunlar karakterini yaralar insanın. Kendisini sorgulamaya başlar. Bütün zamanını ayırdığı kişiden bunları duymak tüm algısını bozar. Çünkü yapılacak bir şey yoktur. Söylenenler gerçek bile değildir. Onun yaptığı yemeği yemiyor değilsinizdir. Ama bir gün ezkaza bir yerde bir pilav yersiniz ve hemen o lafı duyarsınız.

Veya haftada 4-5 saat oyun veya tv başında geçiriyorsunuzdur. Ama o 4-5 saat bile yeter “televizyonu sevdiğin kadar beni sevmiyorsun” lafını duymaya. Çünkü dırdırcı söylediklerinin anlamlı olmasını, doğru olmasını vs kafaya takmaz. Sizin canınızı yakmak için söyler de söyler.

Ben genelde bu aşamaya tahammül edebiliyorum. Eskiden ona da edemezdim. Eğer sakince bu aşamayı geçiştirebilirseniz, müjde, hiçbir işe yaramaz. Çünkü o sadece başlangıçtı. Dırdırcının amacı kanınıza girmek. Ve bu türden hakaretler ile kanınıza giremiyorsa hemen taktik değiştirir. Eğer küfre çok reaksiyon veren biriyseniz hemen bir küfür eder ufaktan. O küfrü duymak yerine on tane tokat yemeyi tercih ederdiniz. O küfür on tokat değerindedir ama kimse görmez. Görünmezdir dırdır çünkü. Size bir tanecik tokat atsaydı görünür olacaktı. Ama dırdırcı bunu yapmaz. Dırdırcı nasıl göründüğüne çok kafa takar. Kötü görünmek istemez. O yüzden silah olarak dırdırı seçmiştir. Ben mesela sinirlenince kızarırım, bağırıp çağırırım, uzaklaşır giderim. Bunların hiçbirini yapamıyorsam da oturup ağlarım. Ama birine sakin sakin laf sokmayı sevmem.

Eğer küfür işlemiyorsa size, başka bir şey işliyordur. “Annen gibisin” der mesela. Veya “alkolik dayın gibisin”. İstediği şeyi söyler. Sizi o an yaralamak için tüm kelimeler hizmetindedir. İstediği kelimeleri istediği şekilde dizer ve hiçbir tutarlılık veya mantık olması gerekmez. Amacı sizin derinizin altına girmektir.

Ben genelde bu aşamada patlıyorum. Bağırıp çağırmaya başlıyorum. Ama çok uzun zamandır kendimi rehabilite ediyorum. İnanın ediyorum. Her sabah soğuk duşa giriyorum mesela ilk iş. Ve gerçekten bu aşamayı, yani birinin size hakaret küfür etmesi aşamasını geçmeme çok yardımcı oldu. Birçok vakit küfrü veya ağır hakareti veya mesnetsiz karşılaştırmaları da savuşturabiliyorum. Ama o da son değilmiş. Dırdırcının silahı stratejisi bitmiyor.

Bir sonraki aşama doğrudan saygısızlık. “Tamam kes”, “uzatma”, “biraz sus da kafamızı dinleyelim”… ve bunları söyleyen kişi bir saattir size hakaret eden kişi. Ve tüm o bir saat boyunca belki iki cümle ettiniz ve o cümleyi ettiğiniz an “kes tamam” diye karşılık aldınız. 10 seferin 9’unda burada kopuyor bende ip eğer daha önce kopmadıysa.

Ama o 1 sefer kopmuyor. O 1 sefer sakince oturabiliyorum. Bazen birkaç damla yaş süzülüyor gözümden. Hiçbir şekilde karşılık vermiyorum duyduğum ağır ithamlara hakaretlere eleştirilere küfürlere. Ve o 1 seferde de genelde iş ya çözülüyor, çünkü dırdırcının silahları tükeniyor veya bir süreliğine hücumuna ara veriyor. Ya da iş fizikselleşiyor. Gelip size vurmaya başlıyor. Hepsini yaşadım. Sizler yaşamayın diye yazıyorum.

Beyler, hanımlar… eşinizin sevgilinizin yanınızdakinin kardeşinizin kafasını sikmeyin. Sırf içinizdeki bir şeye kızdınız diye onun canını laflarla yakmayın. Eğer canını yakmak istiyorsanız gidin ve bir tokat atın. Bakın ne kadar çirkin tokat. İşte o lafların bazıları yirmi tokattan daha ağır. En ağır tokadın bile acısı bir haftaya geçer. Ama o lafların bazılarının acısı on yıllar sürüyor. Lafların da fiziksel nesneler olduklarını unutmayın.

Eğer dırdıra maruz kalıyorsanız da bunu karşı tarafın bir tür hastalığı olarak görün. Aksi takdirde sakin kalmanız mümkün değil. Afkuruyor, havlıyor karşı taraf. Sizinle ilgisi yok. Alzheimer bir dedenin sizi hırsız sanması gibi bir şey. Dinleyin ve yapabiliyorsanız gülün geçin. Derinizin altına girmesine izin vermeyin. Ve imkanınız varsa sizi bu şekilde incitmekten çekinmeyen biriyle ya yollarınızı ayırın ya da bunu düzeltmenin bir yolunu bulun. Yoksa süs köpeğine dönersiniz.

Dırdırcının son silahı da tüm bunlar olduktan sonra gelip de “neden bana sarılmıyorsun” demesidir. Sanki saatlerdir size kötü davranan kendisi değilmiş gibi utanmadan bunu sorar. Suçlar şekilde sorar onu da. “Neden sarılmıyorsun” der. Ve sarılmadığınız için de suçlu sizsinizdir. Sizden nesne olmanızı beklemektir dırdır. Özne olmaya devam edin. Şansınız açık olsun.

Not: Dırdır yerine “rendelemek” tabirini de çok kullanıyorum. Çünkü olan şey biraz o. Ufak ufak sizden parçalar koparıyor. Canınız iyice yanana kadar dayanıyorsunuz. Ama bir nokta geliyor ve tepki veriyorsunuz. Kişisel algılamadığınız müddetçe canınız da yanmaz. Karşı taraf hasta. Dırdırcı kişiyi hasta bir köpek olarak görün. Ona yardımcı olmaya çalışın. Sizi ısırıyorsa da hasta bir köpek olduğu için ısırıyor. Kişisel algılamayın. Yoksa inanın kişiliğiniz ağır yaralanır. Bunların hepsini en acı şekilde tecrübe ettim. Bu yazıyı yazma sebebim de bugün arkadaşlarımın yanında bir saate yakın rendelenmem. Ve sonrasında da devam etmesi. Ve dayanamayıp cevap verdiğim an yine tüm fatura bana kaldı. Ben yandım, siz yanmayın. Ben kimsenin kafasını sikmedim bugüne kadar, siz de sikmeyin. Gidin tokat atın bin kat iyi.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.