Kategoriler
Dil Yerellik İlkesi

Söz Eylem

Speech Act veya sözeylem veya söz eylem teorileri en temelde derler ki söylemek eylemektir. Bir laf atmak bir taş atmak kadar can yakabilir. Kolunuzu kaldırıp bir bardak su alabilirsiniz, bazı durumlarda da birkaç tatlı laf ile aynı suyu elde edebilirsiniz. Her söylediğimiz, ağzımızdan çıkan her ses aslında bir amaca yöneliktir. Bazen sırf eğlenmek içindir şarkılar, mırıltılar gibi. Bazen bu şarkılar ve mırıltılar da bir bebeği uyutmaya yöneliktir. Bazen kızıp ses çıkarırız. Homurdanırız veya küfrederiz veya hakaretler yağdırırız. Yaptığımız şey karşımızdakine karşı bir tür eylemektir aslında. İlgili konudaki tavrımızı sergileriz. Sesler sadece ufak bir kısmıdır genelde bu tip iletişimlerin. Bakışlar, yüz ifadeleri, duruş, el-kol hareketleri, yüzün kızarması, sırtın kabarması, tüylerin dikleşmesi… Hepsi bir anlam ifade eder. Bazılarını daha ustalıkla kontrol ederiz, bazıları bizden bağımsızdır. Konuşmak, sesler çıkarmak da bunlardan biridir.

Aristoteles diyor ki bazı cümleler doğru-yanlış olabilir. Ancak bazı cümlelere uygulanamaz bu doğru-yanlış ikiliği. İlk türden cümlelere önermeler diyor ve mantığın alanı içine alıyor. “İtalya’nın başkenti Roma’dır.” bu türden bir cümle mesela. İkinci türden cümleleriyse retoriğin ve şiirin konusu olarak görüyor. Söz söyleme sanatlarıyla ilgili. “Keşke Roma’ya gitsem.” bu türden bir cümle mesela.

Mantık alanında ilk türden cümleler yani önermeler asırlar boyunca çalışılıyor. Ama dilin diğer türden kullanımı görmezden geliniyor. Dilekler, istekler, espriler, hakaretler, emirler, göz dağı vermeler… Dilin bu yönlerinin ayrıntılı bir analizi yapılmıyor. Dil bir tür “doğruluk” taşıyıcısı olarak kurgulanıyor. Ve bu anlayış aslında günümüzde de hala hakim anlayış. Dil felsefesi yapanların çoğu “doğruluk” kavramını da anlamın içine sokuşturuyor. Örneğin Tarski 1939’da diyor ki bir cümlenin anlamı onun doğruluk değeridir. Russell da benzer şeyler söylüyor, ilk dönemlerinde Wittgenstein da. Hepsi dili bir tür önermeler bütünü olarak resmediyor.

Ancak böyle yapmayanlar da var. Bir tanesi John Austin. How to Do Things with Words‘ü yazıyor. Dilin günlük kullanımda neler yapabildiğini anlatıyor. John Searle de Speech Acts’i yazıyor. Dilin önermesel olmayan kullanımlarının bir formalizmini vermeye çalışıyor. Bence çok önemli bir eser değil, it hides more than it reveals.

Dilin bu türden kullanımını teorik olarak ilk kez çalışanlar da bu düşünürler değil. Onları önceleyen Adolph Reinach var. 1913’teki kitabında, sosyal eylemlerden bahsediyor. Teorisi çok daha geniş ve dil bir parçası sosyal eylemlerin. Dili kullanarak bireysel ölçeğin ötesinde işler yapabiliyoruz. Ve dahası, bazı eylemler doğası gereği sosyallik barındırıyor. Örneğin “izin almak” tanımı gereği iki kişi arasındaki bir etkileşimi içeriyor. Böyle bir sürü eylemimiz var. Söz vermek, emir vermek, emir almak, şaka yapmak… Dilin bu kullanımlarını sosyal eylemler adı altında kavramsallaştırıyor Reinach. Ancak sosyal eylem kavramını ondan 150 yıl önce benzer şekilde irdeleyen birisi daha var.

Thomas Reid, bildiğimiz kadarıyla Batı felsefesi tarihi boyunca ilk defa, eylemlerimizi öznel (bireysel, tekil) ve sosyal olarak ikiye ayırıyor ve dili sosyal eylemlerin altındaki bir eleman olarak inceliyor. Düşünmek, rüya görmek, önümüzdeki rengi algılamak, yürümek, uyumak, hayal kurmak, iştah, arzular, korkular… Bunların hepsi bireysel eylemler. Gerçekleştirilebilmeleri için başka bir insana veya akla ihtiyaç yok.

Ancak bir de tanımı gereği sosyal olan eylemler var. Şakalaşmak, iltifat etmek, tehdit etmek, emir komuta zincirleri, konuşmak ve daha bir sürü şey. Bu eylemlerin hepsinde ortak nokta olarak bireyin başka bir bireye yönelmişliği söz konusu. Bir rüya veya acıkmak için böyle bir durum söz konusu değildi. Onlar bireysel eylemlerdi.

Reid’e göre konuşmak ve dil ilk olarak bu amaca yönelik ortaya çıkıyor. Ve insanlar, dilde ustalaştıktan sonra, onu kendilerine bakma veya plan yapma veya düşünme yöntemi olarak kullanabiliyorlar. Ancak öncelikli olarak dil sosyal eylemler içindir diyor Reid. Yani etkileşmek içindir. Ve bu anlamda tek de değildir, diş göstermek veya kahkaha atmak veya kaş çatmak veya el işaretleri de dil gibi sosyal eyleme şekilleridir diyor. Kendisi pek değiniyor mu denk gelmedim açıkçası ama hayvanlara da yaklaştırıyor aslında bizi. Dil gibi tamamen insana has olduğunu düşündüğümüz bir yeteneği, daha geniş bir yetenek kümesinin bir parçası olarak konumlandırıyor. Yüz ifadeleri veya el işaretleri veya homurdanmalarla aynı kümeye yerleştiriyor.

Reid İskoç’tu. Ve Avrupa felsefesinde genel hatlarıyla Hume ile tartışması ve sağduyuculuğu (common sensism) ile bilindi. Ancak diğer yönleri, özellikle sosyal eylem ve dil üzerine teorileri pek irdelenmedi. Çünkü öyle bir ortam yoktu diyebiliriz. Bir tarafta Reid gibi dili bile basit bir iletişim yönteminin karmaşık bir işaretler silsilesi olarak gören biri, diğer tarafta cümlelerin anlamlarında ve kelimelerde bile kutsallık veya doğruluk veya anlam veya hakikat arayan bambaşka bir gelenek. Ama Reid’i bu anlamda bilenler, çalışanlar da vardı. Kendisinden yaklaşık 100 yıl sonra Amerika kıtasında çok sağlam bir takipçisi oldu Reid’in.

Charles Sanders Peirce’ün zihin felsefesinin en fazla etkilendiği birkaç düşünürden biridir Thomas Reid. Peirce de aynen Reid gibi kurguladı dili. Söylemek eylemekti Peirce’e göre. Hatta düşünmek bile eylemekti Peirce için. Düşünceler ancak bir yerlere dokunabildikleri müddetçe anlamlıdırlar dedi. Yani idealara, kavramlara, kelimelere, cümlelere, önermelere pek fazla anlam yüklemedi. Anlamın onlarda olmadığını biliyordu. Çünkü mantık geleneğinin belki de Leibniz’den sonra gelen en büyük öğrencisiydi. Biz Gödel, von Neumann, Shannon, Turing ve hatta Russell, Frege, Carnap, Tarski gibi mantıkçıları biliriz. Ancak bunların hepsi Peirce’ün yanında ufacık kalırlar. Peirce’ün mantık alanına yaptığı katkı ancak Leibniz’in ve Aristoteles’in katkılarıyla karşılaştırılabilir. Yüklemler mantığını geliştiren kişi Frege’den önce Peirce’tür. Bilgiyi formal olarak tanımlayan ilk kişi Shannon’dan önce Peirce’tür. Ve neredeyse tam aynı formülü vermiştir 90 yıl önce. Bulanık mantık Peirce’ün icadıdır. Üç değerli mantık da. Mantıksal önermelerin diyagramlarla gösterilmesi fikri de ona aittir. Programlanabilir mekanik makineler (yani bilgisayarlar) ile ilgili ilk felsefi metinlerden birini de o kaleme almıştır. Bu başarıları ne yazık ki yeni yeni bilinir hale geliyor. Bunun birincil sebebi de Peirce’ün William James veya John Dewey gibi kendi döneminde popüler olmamasıdır. Kişiliği gereği akademiden uzak bir hayat geçirmiştir. Bu yüzden pek tanınmamıştır. Ancak 1930’lar ve sonrasında yürütülen editörlük çalışmalarıyla eserleri yeniden ortaya çıkmıştır. İlk olarak pragmatizmindeki doğruluk tanımından faydalandı bilim felsefecileri. Yanlışlanabilirlik (falsifibiability) ilkesi Peirce’te açık bir şekilde vardır. Popper’ı 70 yıl öncelemiştir. Sonra semiyotik dikkat çekmeye başladı. Fark ettiler ki Peirce tüm zihinsel süreçleri modelleyebileceğimiz kocaman bir formalizm sunmuş.

Peirce doğruluk diye bir şey olmadığını da bilir. Eylemlerin “doğruluk” gibi bir gayeleri yoktur. Eylemlerimiz bir işe aracılık ettikleri müddetçe anlamlıdırlar. Dil de bir eyleme şekli olduğuna göre, cümlelerimiz için de geçerlidir bu akıl yürütme. Cümlelerde doğruluk veya hakikat olmaz, olamaz. Cümleler bir takım işleri gerçekleştirme yöntemidir. Bir inancımızı karşımızdakine aktarırız. Bir bilgi parçası sunarız. Her cümlemizin bu şekilde bakıldığında bir yönelimi (intentionality, directedness) vardır. Sokakta gördüğümüz bir şeyi akşam yemekte ailemize anlatırız. Bazen ilginç olduğu için, bazen o bilgiyi edinmeleri önemli olduğu için, bazen sırf gülmek için… Anlattığımızda olan şey ise aile bireylerinin de ilgili olaya dair bir takım bilgiler edinmesidir. Yani bir anlamı vardır sürecin. Bir şeyler değişmiştir. Dil bu sürecin içindeki bir alettir sadece. Ve sembolik bir alettir. İnsan ise sembolleri ustalıkla yönetmeyi öğrenmiş hayvandır Peirce’e göre.

Devam edecek…

One reply on “Söz Eylem”

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.