Kategoriler
Yerellik İlkesi

Doğanın Algoritmik Karmaşıklığı – II

Bunu daha önce söyleyen oldu mu bilmiyorum ancak doğa, algoritmik karmaşıklığın 0 olduğu yerdir. Hiçbir tasarımcı yoktur ama etrafımız tasarımlarla doludur.

Etraftaki tasarımları gördükçe bir tasarımcı aramıştır insanlık. Bu kaçınılmazdır, insan aklı böyle çalışır. Etrafa bakar ve der ki tüm bunlar bir yerlerden geliyor olmalı. Dinler ve mitler tarihi incelenebilir bu tasarımcı arayışının geçmişi için.

Evrim-din tartışmasında da bolca bulunur bu tasarımcı fikri. Genelde evrimci de bilmez ne dediğini dindar da. Çünkü tasarım kavramını dikkatle incelemeden bu türden bir tartışmaya taraf olmuşlardır.

William Paley meşhur bir örnektir bu tasarımcı argümanı için. Ve genelde evrimciler doğrudan Paley’i çürütmeye çalışırlar. Dawkins kocaman bir kitap yazmıştır Kör Saatçi diye ancak ne yazık ki Paley’nin ne dediğini hiç anlamadığını göstermiştir sadece.

Paley şuna kafa yorar 1802’de kırlarda gezinirken. Yerde gördüğü bir taşın nereden geldiğini veya nasıl orada olduğunu açıklamak kolaydır. Ancak yerde gördüğü şey bir saat olsaydı, bunu açıklamak için bir tasarımcıya başvurması gerektiğini söyler.

“In crossing a heath, suppose I pitched my foot against a stone, and were asked how the stone came to be there; I might possibly answer, that, for anything I knew to the contrary, it had lain there forever: nor would it perhaps be very easy to show the absurdity of this answer. But suppose I had found a watch upon the ground, and it should be inquired how the watch happened to be in that place; I should hardly think of the answer I had before given, that for anything I knew, the watch might have always been there. … There must have existed, at some time, and at some place or other, an artificer or artificers, who formed [the watch] for the purpose which we find it actually to answer; who comprehended its construction, and designed its use. … Every indication of contrivance, every manifestation of design, which existed in the watch, exists in the works of nature; with the difference, on the side of nature, of being greater or more, and that in a degree which exceeds all computation.”

Alıntıda da görüldüğü gibi “computation” diyor. Birçok yapay zekacı veya zihin felsefecisi bu kavramın 20. yüzyılda ortaya çıktığını sanıyor ancak 1600’lerden beri kullanılıyor. Bir hesabın mekanik yollarla yapılması anlamında kullanılıyor. Mekanik hesaplama. Ve Paley diyor ki, doğanın her yerinde bu türden saatler vardır en ince ayrıntısına kadar tasarlanmış. Ve bu tasarımdaki “computation”ı yani mekanik hesaplamayı kavramamız imkansızdır.

Paley’nin örneğindeki saat kısmına takılıyor neredeyse tüm eleştiriler. Ancak Paley önce taş diyor sonra saat. Kırlarda gezerken yerde taş veya çiçek veya başak görseniz şaşırmazsınız ama saat veya naylon görseniz oralardan birinin geçtiğini anlarsınız. Bir insan gereklidir naylon veya saat için. Taş veya çiçek veya kozalak ise doğanın ürünüdür. Kendiliğinden oluşur. Kendiliğindenlik çok önemli bir kavram. Algoritmik karmaşıklığın 0 olması demek aslında süreç kendiliğinden demektir. Bir kaseye misket bıraktığınızda, kendiliğinden dibe gider ve durur bir süre sonra. Bir bozkır da aynı şekilde kendiliğinden çiçekler taşlar üretir. Alan Watts diyor ki mesela, her şey doğaldır, denizler dalgalanır, elma ağaçları elmalanır, dünya insanlanır… İnsanın yaptığı kamyon da doğaldır, doğal sürecin bir parçasıdır. Aksi de düşünülemez zaten.

Neyin doğal neyin yapay olduğu çok önemli bir soru. Ve aslında bu soruya vereceğimiz cevap tüm evren algımızı belirliyor. Ben doğal ve yapay diye bir ayrıma inanmıyorum. Alan Watts gibiyim bu konuda. Ancak buzdolabı ve kozalağı da ayırabileceğimiz bir zemin olmalı.

Bu tezin ortaya çıkış amaçlarından birisi zaten rastgelelik, karmaşıklık, tasarım gibi kavramları daha net tanımlayabileceğimiz kavramsal ve pratik zeminler vermek. Doğal-yapay ayrımı da bunun merkezinde oturuyor.

1800’lerde Darwin’in verdiği cevap yeterli sanılıyor bu tasarım argümanı için ancak Darwin’in teorisi aslında birçok anlamda konuyla alakasız. Asıl soru daha farklı. 1950’lerde NASA’da bir takım çalışmalar yürütülüyor. Diyorlar ki, uzayda ne ile karşılaşırsak “canlı” diyeceğiz. Bir sürü bilimci seferber oluyor, bazısı yarı zamanlı, bazısı tam zamanlı, bazısı projelerde olmak üzere belki binlerce bilimcinin dolaylı katkısı var.

James Lovelock diye bir adam var. Kimyager. Bu çalışmaların başında. On yıllık araştırmanın sonunda diyor ki, canlı-cansız ayrımı doğaya uygulanamaz. Balık canlı su cansız diyoruz ama o su olmadan balık bir dakika yaşayamaz. İnsan canlı oksijen cansız diyoruz ama oksijensiz insan mümkün değildir. Lovelock diyor ki, canlılık çok daha geniş ve ayrıntılı bir fenomen. Bir gezegende canlılık olup olmadığını gidip de taşların tek tek kaldırıp anlamazsınız. Atmosferinden, suyundan, havasından her şeyinden anlarsınız. Canlılık bir bütünlüktür. Ve aslında cansız diye bir şey yoktur, sadece daha az canlı şeyler vardır. Bundan 2 milyar yıl önce dünya cansız değildi, sadece daha az canlıydı. Biraz öncesine giderseniz hiçbir organizma yok, biraz sonrasına giderseniz milyarlarcası var. Tam o aradayken ne diyeceksiniz? Veya o milyarlarca organizmayı türetmeye hazır koşullardaki gezegene cansız mı diyeceksiniz?

Lovelock deli sanılıyor. Deli zaten. Ama araştırması çok sağlam. Kavramsal zemini çok sağlam. Ve ekibi de çok sağlam. Zaten sonuçları bugün farkında olmadan kullanılıyor. Uzak galaksilerde su olan veya oksijen olan gezegenler arıyoruz. Canlılığı mümkün kılacak şartları da canlılık olarak sayıyoruz bir anlamda.

Devam edecek…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.