Kategoriler
Felsefe Psikoloji

Müzmin Mutsuzlar

İnsanlık eskiden daha ufak tanrılar tahayyül ederdi. Tek bir tanrının güçleri bir sürü tanrıya pay edilmiş. Sonra yetmemeye başlamış bu eksik tanrılar.

Bu ufak tanrılar yetmedi çünkü insanın beklentisi, arzusu, derdi, tasası bir türlü bitmedi. Hep daha güçlü daha bilge bir tanrı tasvirledi kafasında ama istekleri öyle bir noktaya geldi ki her şeyi gören her şeyi bilen bir tanrı bile yetmiyor bize bugün.

Bir şeyler istiyoruz. Elde ediyoruz. Ve hemen sıkılıyoruz. Başka bir şeyde olduğuna inanıyoruz mutluluğun ve bu sefer de onun peşinden koşmaya başlıyoruz. O da fos çıkıyor ve yenisine geçiyoruz.

Başaramazsak da gözümüzde büyüyor o elde edemediğimiz şey. Neyi elde edemediysek aklımız onda kalıyor. Yanımızdaki mis gibi eşimizle uğraşmıyoruz çünkü aklımız bir öncekinde veya bir sonrakinde. O an orada değiliz. Sürekli bir şey istiyoruz. Ve istemenin doğası gereği ya elde edip anlamsızlığını anlıyoruz ya da elde edemeyip kuruntuya dönüştürüyoruz.

Sürekli söyleniyoruz. Sürekli ufacık şeyler bulup onlara takılıyoruz. Markette iki dakika sıra beklemeye tahammülümüz yok, hemen püflemeye başlıyoruz. Bundan birkaç on yıl önce bu kadar ürünü bir arada bulabileceğiniz marketler hayal bile edebileceğiniz bir şey değildi çünkü bu kadar ürün de yoktu. Ama bugün binlerce ürün çeşidi arasında geziyoruz ve kasa önünde birkaç dakika bekleyince çileden çıkıyoruz. Bu son damlaydı diyoruz. Dolmuş için bekledim. Ofisteki yemek güzel değildi. Şimdi de kasada bekliyorum bir tane aptal yüzünden.

Ne zaman dolmuş beklerken söylensem, kendime çok daha kötü şeyler için bekleyenleri hatırlatırım. Yahudiler tren sırasında beklediler. Bense dolmuş sırasındaki birkaç dakikaya söyleniyorum. Ofisteki yemek güzel değil diyorum, aklıma Çanakkale’deki günlük öğünler geliyor. Bir kase hoşaf ve bir parça ekmek ile dururlarmış o gencecik çocuklar o cephelerde. Yeni Zelandalısı da farklı değilmiş, Avustralyalısı da, bizim çocuklar da. Ve ben yemeğin tuzu az veya çorba soğuk diye küplere biniyorum. Hiçbir işim yolunda gitmiyor diye düşünüyorum. Çünkü aptalım.

Sadece zevk alın. Bu kadar. Sırada bekliyorsanız da zevk alın. Çorba soğuksa da zevk alın. O soğuk çorba sayesinde bir sürü sıcak çorba artık daha güzel. Ve o soğuk çorba da çok güzel. Hiçbir şey yemediğiniz bir gerçeklik de mümkündü. Bir çorbaya dokunamayacağınız bir gerçeklik de mümkündü. Çorba hakkında söylenemeyeceğiniz bir gerçeklik de mümkün. Ve öyle veya böyle sonlu sayıda nefes kaldı sadece. Son çorbam olabilir ve ben ona söylenmekle geçirdim zamanımı. Kendimi de kırdım çorbamı da. Ona sarılmalıydım oysa ki. Son kez çorba içiyorum belki. Değerini bilmeliyim. Son kez dolmuş bekliyor olabilirim. Son kez ayağımı sehpaya çarpmış olabilirim. Sadece gülümsemeliyim. Her nesneyi selamlamalı ve hepsiyle vedalaşmalıyım.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.