Kategoriler
Felsefe Psikoloji

Semiyotik

Semiyotik denince çok büyülü bir şeyler tahayyül ediliyor. İşaret bilimi. İşaret ne peki? Buna cevap vermek için biraz geriye gitmemiz gerekiyor.

Charles PEIRCE 1867-8’de diyor ki “tüm düşünsel süreçler işaretler aracılığıyla olur”. İşaret ise her şey olabilir. Bir görüntü, bir ses, bir teori, bir kelime… Bunların hepsini işaret olarak kullanıyoruz günlük hayatta. Spesifik bir sese spesifik bir karşılık veriyoruz. Yeşil yanınca geçiyoruz. İsmimiz okunduğunda gidiyoruz vs. Yani bilişsel süreçleri harekete geçirecek bir takım işaretler olması lazım. Duyunun bilgisi bu türden bir bilgi mesela. Zaten PEIRCE de duyuların eylemlere nasıl dönüştüğüne kafa yorarken bu işaretleri geliştiriyor. İşaret fikri ona ait değil. Ama insanlık tarihi boyunca onun kadar da geliştiren yok, neyse bunlara da geleceğiz.

PEIRCE diyor ki duyunun bilgisi nasıl olur da bir eyleme dönüşür? Bunu da duyusal bir önerme üzerinde gösteriyor. “Bu soba siyahtır.” önermesini ele alıyor. “Soba” özne, “siyahlık” ise yüklem. Yani bildiğimiz basit bir önerme. Yüklemde oluş var ancak töz yok. Öznede ise töz var lakin oluş yok. Yani duyularımızda ilk anda bir siyahlık var, onu kendi başına bir nesne olarak almıyoruz. Bir şeylerin üzerine giydirmeye çalışıyoruz. Soba ise o an duyunun alanında değil siyahlığı dışında. Ona ulaşmamız gerekiyor. İşte duyudan önermeye ulaşan bu yola önerme diyor PEIRCE ve bunun mekaniklerini inceliyor, bilimini yapıyor. Ve kendisine sorarsanız bu yaptığı bilim semiyotik ve ona göre diğer adıyla mantık. İlginç bir şekilde bu ikisini aynı tutuyor PEIRCE. Ona göre mantık, doğru akıl yürütme yollarını bulmanın bilimidir. Estetik ve etikten sonra geliyor kuralcı (normatif) bilimler içinde. Normatif bilimler de felsefenin altında bu bilimler tasnifinde. Felsefenin altındakiler sırasıyla şu şekilde: Fenomenoloji, Normatif bilimler, Metafizik. Felsefenin üstü de var. Matematik, Felsefe ve Idioscopy olarak ayırıyor orayı da, bu sırayla. Hem hiyerarşinin hem de aynı seviyedeki bilimler arasında sıranın bir önemi var. Örneğin felsefe matematiğin çıktılarını kullanabilir ancak tersi geçerli değildir. Veya mantık matematiğin altındadır. Hemen hemen aynı dönemde yaşadığı FREGE ve RUSSELL‘ın mantıkçılık yaklaşımının tam tersi anlayacağımız. Onlar matematiği mantıktan türetmeye çalışıyorlardı, PEIRCE ise mantığı matematiğin çok altında bir yere koyuyordu. Mantık veya kendi deyişiyle semiyotik, doğru ve yanlış kavramlarını çalışır. Doğru akıl yürütmeyi çalışır. Doğru akıl yürütmenin ekseni de etikten gelir. İyi-kötü ikiliğini çalışır etik de. Davranışı konu alır etik de. Mantıktan farklıdır yani bu anlamıyla, ancak iyi bir etik iyi bir mantık gerektirir.

İyi mantık demek doğru düşünmek demek ve PEIRCE bu konuya da çok takıntılı. Pragmatizm de aslında doğru düşünmenin metodu sadece. Öylesine bir metot da değil. Kendi üzerinde bir sürü alanda uygulamış ve faydasını görmüş, bir sürü felsefi probleme de uygulayıp anlatmış. Bunun da ötesinde JAMES, DEWEY, MEAD gibi düşünürleri etkilemiş.

Devam edecek…

One reply on “Semiyotik”

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.