Kategoriler
Uncategorized

Siyaset – I

Tertülyan saçma olduğu için inandığını söylemiş. Bu türden bir düşünce Hıristiyanlığın da temellerinden birine dönüşmüş. Tertülyan akıllı adam. Açıklayamayacağı şeyler olduğunu biliyor. İnancın zaten açıklamanın bittiği yerde başladığını da biliyor. Bu ikisini birleştirip veriyor Avrupalı’nın eline oynasın diye birkaç bin yıl.

Bir arkadaşım dedi ki siyasetle ilgili görüşlerim çok saçmaymış, tam da bu yüzden siyasetle ilgili yazmalıymışım sürekli. Tertülyan’ın tasvirlediği türden bir saçma olduğuna inanmak istiyorum bahsettiğinin ve bu yüzden yazıyorum.

Siyaset, sandığınız şey değil.

Bir kavramı anlatmak için onu temsil eden tikellerden örnek veririz. Bir düşünceyi anlatmak için de benzer bir yola başvurulabilir. Örnek vermek ne kadar özgünse, ne kadar orijinalse, birazdan sıralayacaklarım da o kadar özgün ancak insanlara garip geliyor, bu yüzden anlatıyorum.

Diploma krizi diye bir şey var mesela. Hala herkes konuşuyor. İlk olarak on yıl önce konuşmaya başladılar belki. Daha evvel de olabilir. Sürekli konuşuluyor. Kimse de bir dakikasını ayırıp diploma denen naneye bu kadar anlam yüklemenin ne kadar boş bir iş olduğunu konuşmuyor.

Diploma uydurma bir şeydir ancak buradaki sıkıntı o değildir. Diploma veren kurumlar vardır ve belli bir göreve diploma şartı koştuğunuz anda aslında şunu demiş olursunuz: “Diploma veren x, y, z… kurumlarından biriyle ilişkisi bulunmalı ilgili adayın.”

Öğretmen alırken bunu anlayabilirim. Bir eğitim fakültesiyle ilgisi olsa iyi olur alacağım öğretmenin. Doktor için de anlarım. Ama bir yere yönetici seçerken ne alakası var diplomanın? Mesela biyoloji diplomamın olması ne işe yarıyor? Kimya diploması olan biri neden daha iyi yönetici olsun? Hatta kimya diploması olan kişi en az iki sebepten ötürü daha kötü yönetici olacaktır. Birincisi üniversitede tek bir konuda uzmanlaşırken, onun ödevi sınavı vs ile uğraşırken hayatın birçok yönünü kaçırdı. İkincisi, kimya okumuş adam kimyayı becerememiş ki siyasetle uğraşıyor, şimdi gelip ülke mi yönetecek?

Diploma eşittir aydınlık, eğitim, özgürlük vs gibi bir algı var insanlarda. Diploma bir kağıt parçasıdır. Üniversite deneyimi de kişiden kişiye değişir ve üniversite dışı deneyim de tanımı gereği üniversite deneyimi kadar zengin olabilir. Ancak diplomaların çok önemli olduğuna dair mesnetsiz bir algı vardır toplumda ve siyaset de bunun göstergesi olmuştur sadece. Siyasetimizde bile sürekli diploma konuşulur. Bir takım kurumlardan diploma almış olmak siyasilerimizi aynılaştırır. Bunun peşinde koşmak da aynılaştırır. Bu konuda yalan söylemek de aynılaştırır. Aynılaşmış adaylar arasından seçim yapar dururuz.

Bir zaman öldürgeci olarak siyaset

İnsanımız zaman öldürmenin sayısız yolunu bulmuş. Kahvehanede her gün üç saat okey oynayan dayılar vardı, biz onların yeğenleriyiz. Biz de kahvehanelerde üç saat tablet kaydırıyoruz, sözüm ona gündemi takip ediyoruz, ekonomiye kafa yoruyoruz. Dışarıdan bakan biri için yaptığımız şey poşet fiyatı konuşmak olarak özetlenebilir ancak o an sorsalar hepimiz ufacık bir ekranda hayat memat meseleleriyle uğraşıyoruz. Analiz okuyoruz, anket takip ediyoruz, tartışma programı kaçırmıyoruz… Anlamsız, fuzuli işler. Her gün var, yıllardır var, bir şey değişmiyor, bugün x konuşuluyor yarın y ama her şey aynı. Bir grup insan çok ciddiye almış kendi osuruklu aklını. Büyük doktrinler kasıyor, konjektür falan diyor.

Yazık. Hepimize yazık. Zamanımızı sonsuz zırvayla çarçur ediyoruz. Siyaset de bunların en başatlarından birisi olmuş. 17 yaşındaki genç etrafına bakmanın, zanaat edinmenin derdinde değil de 150 yıl önce başka coğrafyadaki bir tane osuruklu dedenin ürettiği teorinin derdinde. Gruplara katılıyor, fraktaller oluşturuyor, tartışıyor, kavga ediyor, nezarete atılıyor, nezarete atılmayı gurur vesikası olarak taşıyor… Bakıyorsunuz on yıl yirmi yıl geçiyor ve bir tane müspet iş yapmamış. Bir bağlama çalamıyor ama sonsuz saat o dönem kim varsa ne varsa onu tartışmış. Poşet fiyatıyla ilgili en az 6-7 tane tartışma programı izlemiş 3-4 saatlik. Onlarca yorum duymuş poşet fiyatına dair. Çok önemli olduğuna inanıyor poşet fiyatının. Beriki biraz daha akıllı. Poşet fiyatı tartışılmamalı diyor. YSK’nın kaç üyesini kim seçiyormuş, bu sefer de onu tartışmaya başlıyor. Devletten, siyasetten, kurumlardan… kaçması gerekirken iyice onlara dönüşüyor. Kurum içi tüzükleri bilecek kadar kafayı yakıyor. Poşetle ilgili kanunu araştırıyor. Beyin yanmış.

Kadim olan ne varsa sırt çevirmişiz. Geçici olan ne varsa peşindeyiz. Diziler, filmler, kıyafetler, arabalar, appler, siteler, kafeler… hepsi bomboş iş ne yazık ki. Kuşa bakmadan ölüp gidecek bir sürü insan. Bir tane ağaca ciddiyetle bakmadan. Bir kere tüm zihniyle bulutları izlemeden. Öylesine işlerle geçirmiş ömrünü. Bilecik yerel seçimini konuşmuş haftalarca. Açılımları tartışmış. Tabana yayılmaktan bahsetmiş. Sonsuz bölüm dizi izlemiş. Milyon saat futbol. Zamanını bu kadar çirkin değerlendiren canlılarız, nasıl yaşamayı bekliyorduk ki?

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.