Kategoriler
Psikoloji

Seri Katillerle İlgili Bazı Yanlış Bilinenler

Seri katillerle ilgili bazı ezber laflar…

Seri katillerle ilgili yazı dizisine hep bilinen örnekler üzerinden devam ediyordum ancak insanlarla konuştukça fark ediyorum ki “seri katil” fikri çok çok yanlış anlaşılıyor. Herkes oradan buradan duyduğu üç beş tane ezber zırvaya inanmış gidiyor. Bir takım ezber laf salatalarına değinmek istiyorum. Bunlar kendi gündüz düşlerim değil, yüzlerce vakayı araştırmış, binlerce sayfa bu konunun literatürünü okumuş biri olarak geldiğim noktadır. Bu noktalar büyük araştırmacılar (John E. Douglas, Robert Ressler, Clint van Zandt…) tarafından da altı çizilen noktalardır.

“Seri katiller sosyopattır, psikopattır.”

“Sosyopat” ve “psikopat” ne yazık ki ezber laftır. Yaklaşık yüz yıl önce uydurulmuş ve psikopatoloji konusunu ciddiye alan kimsenin kullanmadığı laflardır bunlar. Evet, seri katiller ruhsuz, duygusuz, düşüncesiz, katı, soğuk, zalim gibi görünürler. Ancak bu görüntüdür. Seri katiller de insandır ve sandığımız gibi özel ufak bir zümre falan değildirler. Hepimiz aynı yelpazedeyiz bu insanlarla. Birkaç ufak şey farklı gitseydi veya giderse biz de şu an aklımıza bile gelmeyecek işlere bulaşabiliriz. Ve yaptıklarımıza bu gözle baktığımızda biz de “psikopat” gibi görünebiliriz.

Seri katillerin çoğu ilk suçlarında büyük vicdan azabı çekerler, cesetle ne yapacaklarını bilemezler, kusanlar olur, ağlayanlar olur, polisi arayıp itiraf edenler olur, kendini öldürenler bile olur.

Ancak eğer ilk suçu bir kez atlatabilir ve yakalanmazsa, insan beyni yaptığı şeyi normalize etmeye, sıradanlaştırmaya başlar. Çoğu zaman bir seri katile baktığımızda gördüğümüz şey aslında budur. Bir insanı öldürmek ve ölmüş bedeni parçalara ayırmak bizim açımızdan tam bir “sosyopatlık” belirtisidir ancak cinayeti işleyen kişi bunu yapmak zorunda olduğunu düşünür, eğer cesedi parçalara ayırmazsa yakalanacaktır. Eğer soğuk davranmayıp da hüngür hüngür ağlarsa yakalanacaktır. Duygusuz görünmeleri normaldir çünkü bize çok uzak hayatları vardır.

“Seri katiller nadiren ortaya çıkar.”

Bu da ne yazık ki doğru değildir. 1970’lerde bu fenomen ilk kez çalışılmaya başlandığında herkes sadece birkaç tane bireyin bu işlere bulaşacak kadar gözü dönmüş olabileceğini düşünüyordu. FBI araştırmacıları Edmund Kemper ile konuştuklarında, Ed onlara Amerika’da en az 35 tane daha bu tip katilin olduğunu tahmin ettiğini söylemişti.

35 ne yazı ki çok küçük bir sayı. ABD için bugün yapılan tahminler 10-20 bin arası. Evet, yanlış okumadınız. Bugün ABD’de 10-20 bin arası aktif katil olduğu düşünülüyor kafaya göre cinayetler işleyen ve bunları gizlemekte ustalaşmış.

Seri katiller ne yazık ki içinde yaşadığımız toplumun, modern hayat anlayışımızın bir parçası. Etrafta hayvanlara eziyet eden endüstriyel çiftlikler, genelevler vs olduğu sürece seri katiller de olacaktır. Amerika’daki ilk dönem seri katillerin çoğu endüstriyel hayvan çiftliklerinde çocukluğu geçmiş kişilerdir. Günde 50 tane dananın kesildiği yerlerden bahsediyoruz. Bu acı bir deneyim bir çocuk için. Yüzlerce domuzun her gün öldürüldüğü yerler. Binlerce civcivin yumurtadan çıktıkları anda “salam karışımı”na atıldığı yerlerden bahsediyoruz. Biz bunları görmüyoruz, peki görseydik ve her gün her sabah tekrar tekrar bunların parçası olsaydık, psikolojimiz aynı kalır mıydı? 7 yaşından 17 yaşına kadar böyle bir ortamda yaşasaydık psikolojimiz aynı kalır mıydı? Ed Gein gibi tüm hayatımız böyle geçseydi?

Bugün insanlık bu iğrençlikleri üretiyor. Bu iğrençliklerin bir ucu da seri katiller işte. Seri katiller ayrı nesneler değiller, bu sağlıksız toplumun sağlıksız birer uzantısılar sadece. Suçun sosyolojik yönü ne yazık ki çok az çalışılıyor. Halbuki tüm suçlar sosyolojiktir, bireyler değil toplumlar suçludur. Bireyler sadece o toplumların ufak birer parçasıdır ve her yerin porno, endüstriyelleşmiş seks, hayvanlara eziyet vs olduğu günümüz toplumunda seri katil veya muadili insan türleri kaçınılmazdır. Çocuk tecavüzcüleri de kaçınılmazdır, hayvan tecavüzcüleri de.

“Seri katiller öldürmekten zevk alır.”

Bunda doğruluk payı var ancak konuya uzak kişilerin sandıkları gibi değil durum. Çoğu seri katil aslında seri tecavüzcü. Ancak yakalanmamak için ve çoğu zaman da kurbanla rahat başa çıkabilmek için öldürüyorlar da. Öldürmek çoğu suçta birincil değil ikincil dürtü yani. Edmund Kemper akıl hastanesinde geçirdiği dönemde öğrenmiş mesela tecavüz ettikten sonra kurbanı öldürmesi gerektiğini. Ona öyle anlatmış oradaki yaşlı suçlular. O da çocuk aklıyla bunun böyle olması gerektiğine inanmış. Bu dürtülerini kontrol etmek yerine kadınlara tecavüz edip öldürmeyi seçmiş.

Çoğu seri katil öldürmeyi araç olarak kullanır. Cinselliğe ulaşmak için bir araç olabilir öldürmek. Ancak dahası da vardır. Kişisel bir tatmine ulaşmaktır çoğunlukla amaç. Seri katillerin çoğu değersizlik hissiyle dolu insanlardır ve bir başka canlıya zarar verdiklerinde kendilerini değerli hissederler, bu acınasıdır. Bu insanlar hastadır. Bir grup seri katil de kendilerine toplumun ilgi duymasından zevk duyar. Gazeteler, soruşturmalar, tv programları, polisler, tüm şehre yayılan korku. Örneğin Denis Rader, David Berkowitz (Son of Sam) ve Zodiac bu türden katillerdir. Öldürmekten çok öldürdüklerinde ortaya çıkan ilgiyi sevmektedirler. Polisler peşlerindedir, gittikleri her yerde herkes onlardan bahsetmektedir, televizyonda kendilerine dair teoriler tartışmalar görürler ve değer görmemiş acınası varlıklarını bu şekilde tatmin etmeye çalışırlar. Rader doğrudan polise mektuplar bile gönderir, amacı onlarla eğlenmektir ancak bu mektuplar sonucu yakalanır. Zodiac da gazetelere ve polislere onlarca mektup gönderir ancak kanun kuvvetlerinin beceriksizliklerinden ötürü yakalanmaz.

“Seri katiller sadece Amerika’da olur.”

Bu da ne yazık ki yanlıştır. Rusya’da Chikatilo vakası ortaya ilk çıktığında KGB ve Rus polisi de buna inanmak istemiştir. Ancak seri katiller modern yaşam tarzının bir sonucudur ve her yerde ortaya çıkabilirler. Kore, Çin, Japonya, Afrika’nın her köşesi, Güney Amerika’nın her köşesi, Avrupa’nın özellikle kuzey bölgeleri ve Türkiye… Hepsinde ne yazık ki seri katiller cirit atmaktadırlar.

Benim derdim bu topraklarla, Anadolu ile. Ortalama insan bilinçlenmeli bu tehlike hakkında. Seri katillerin nasıl ortaya çıktığını, ne yollardan geçtiklerini, kurbanlarını nasıl seçtiklerini, nasıl bir cesetle karşılaştığımızda etrafımızda seri katil tehlikesi olduğunu anlamamız için yazıyorum açıkçası bunları.

Örneğin ormanda işkenceye uğramış bir kaplumbağa veya tilki yavrusu gördüyseniz bilin ki etrafınızda bir cani var. Oralardan bir cani geçmiş. Belki insanlara zarar verecek kadar gemi azıya almamış henüz ancak seri katillerin neredeyse hepsi ufak tefek hayvanlara zarar vererek başlarlar zaten. Bir tilki yavrusuna işkence edebilen bir cani, bir gün orman kenarında yürüyüş yapan bir kadına da tecavüz etmeye kalkışabilir ve kadın karşı çıkarsa onu öldürüp bir kenara atabilir. Bunları bu kadar soğukkanlılıkla yazdığım için birçok kişi beni de “sosyopat” ismi altına sokuşturmaya çalışıyor. Hayır, sosyopat diye bir şey yoktur. Sadece bu suçlardan o kadar fazla gördüm, o kadar fazla çalıştım ki bunları böyle net bir şekilde aktarmak dışında bir alternatif göremiyorum. Süslemek veya dramatize etmek bana asıl manyaklık belirtisi gibi geliyor.

Araştırmaya, okumaya, kafa yormaya devam. Sağlıcakla kalınız.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.