Kategoriler
Psikoloji

Seri Katiller: Profil Oluşturma

Seri katillerin psikolojik profilini çıkarmak ne işe yarar ki?

Seri katillerin türlü caniliklerini anlatmamak için ayak diretiyorum resmen. Hem içimi karartıyorlar hem de okuyucunun karşısına birden çıksın istemiyorum o sahneler. Bir bağlam içinde çıkmalı ki okuyucu doğru noktalara bakabilsin tüm o vahşetin ve çirkinliğin içinde.

Bugün katillerin karakter profillerinin oluşturulmasından bahsedeceğim. Aslında bu tek bir yazıya sığacak bir konu değil, önsöz olacak diyelim bu yazı da. Aklıma geldikleri sırayla yazıyorum o yüzden nelerden bahsedeceğimi kestirmem mümkün değil. Doğrudan girişelim.

Seri katiller -o dönem isimlendirelemeseler de- yaygınlaşmaya başladıkça, yetkililer altından kalkamayacakları türden suçlar olduğunu anladılar. Sıradan cinayette bir detektif açısından pek fazla şaşırtıcı şey yoktur. Katil o an sinirlenen biridir veya maktule nefreti, öfkesi olan biridir. O kişiyi bulursunuz, zaten anlık işlenen, plansız bir suç olduğu için katilin fazla şansı da yoktur otoriteleri atlatmak için.

Ama suikastler ve seri cinayetler farklıdır. Suikastler veya planlı cinayetler zaten polisin gelip de arkada kalan izleri takip edeceği bilinciyle işlenir. İzlerini kapatmaya çalışır katil. Seri katiller genelde bu kadar incelikli düşünmezler ancak onların suçlarında da detektifleri zorlayan bir yön vardır. Kurbanlar görünüşte rastgeledir. Kurbanları birbirine bağlayan tek şey katilin yöntemidir çoğu zaman. Buna işte modus operandi diyorlar, yani yöntem kısaca. Çoğu zaman detektiflerin elinde işe başlamak için sadece bu oluyor. Bir katil ve geride bıraktığı bir sürü beden.

Klasik iz sürmeli, yakınlarıyla konuşmalı detektiflik burada para etmiyor. Şehrin bambaşka yerlerinde üç kadın öldürülmüş, tek ortak noktaları kadın olmaları ve aynı şekilde öldürülmüş olmaları. Biri 19 biri 45 yaşında, biri esmer biri sarışın, biri evli biri bekar, biri anne diğeri değil… Çalıştıkları yer alakasız, oturdukları yer alakasız. Ortak noktaları aynı çöplükte bulunması bedenlerinin şehrin kilometrelerce uzağında. Farklı zamanlarda, aynı yöntemle öldürülmüş üç kişi. Hiçbir ortaklık yok görünürde. Ama tek bir katil aradığımız ortada, aynı yere götürmüş bedenleri. Böyle bir soruşturmayı nasıl yürütürdünüz?

İşte Amerika’da bundan 40-50 yıl önce cevap aradıkları soru buydu. Yerel polis bu işlerde deneyimsizdi, çoğu cinayet bile görmemişti. FBI’ın alanıydı bu ancak onlarda da tık yoktu. Zaten DNA analizi falan da yoktu, yani somut kanıt aranan dönemdi. Ufak bir saç teliyle kimseyi mahkum edemiyordunuz. Rastgele bir şehrin rastgele bir parkında rastgele bir insanı sırf o an orada olduğu için öldüren Israel Keyes gibi manyaklara karşı FBI’ın ve polisin elinde hiçbir şey yoktu.

Tam da buradaki ihtiyacı ve Ed Gein, Ed Kemper, Unabomber gibi vakaları gören bir grup insan akıl yürütmeye başladılar. Bu manyakları en iyi diğer manyaklar anlar dediler ve yakalanan katillerle konuşmaya başladılar. En çok da benzer şekilde birden fazla zamanda birden fazla kişiyi benzer metotlarla öldürenleri radara aldılar. Ed Kemper bunlardan biriydi. Hatta ilkiydi sanırım. 220’lik bir dev olan, 10 kişinin katili (ki annesi, dedesi ve ninesi de var bunların içinde) Kemper ile aynı odaya girdiler ve fark ettiler ki Ed aslında canavar gibi değil, normal biri gibi görünüyor. Hatta o gün o odadaki iki ajan da (Robert Ressler ve John E. Douglas) yazdıkları kitaplarda ayrıntılı olarak anlatıyorlar yaşadıkları şoku. Bir manyak beklerken gayet makul, düzgün konuşan, saygılı biriyle karşılaştılar o gün.

Bu tip adamlarla konuştukça ve suç mahallerini buradan öğrendikleriyle incelemeye başladıkça “kişilik profili” denilen kavram ortaya çıktı seri katilleri yakalamak için. Katil geride neredeyse hiçbir şey bırakmıyordu. Rastgele gibi görünen cinayetlerdi. Ancak detektifler fark ettiler ki tam da cinayetin kendisi aslında katili ele veren şeydi. Her hareketinin bir anlamı vardı ve hareketleri geriye doğru takip ederek olası suçlu listesini önemli ölçüde daraltabilirlerdi.

crime scene

Ne kadar uzakta yaşadığı, yaşı, mesleği, medeni hali, cinsel hayatı, gelir durumu… gibi bir sürü şeye dair bilgi veriyordu cinayetler. Cinayet silahı katile mi ait yoksa orada bulduğu bir şeyle mi öldürmüş? Bu sorunun cevabı katile dair çok şey söylüyor mesela. İşkence yapmış mı? Öldükten sonra kıyafetlerini giydirmiş mi? Cesedi ne yapmış? Bu gibi ayrıntılar birleşince de karşınıza kocaman bir hikaye çıkıyordu. Örnek bir FBI profilinde şu tip şeyler olurdu:

20-25 yaşlarında, sağ elini kullanan, muhtemelen eğitimli, muhtemelen karşı cinsle arası iyi, elektrik ve mekanik bilgisi olan, şehirde ailesiyle yaşayan, pickup süren, 190 boylarında beyaz bir erkek arıyoruz.

Bu elbette çok kaba bir tasvir. 10 sayfalık ayrıntılı bir rapordan bahsediyoruz, ancak özetle bu tip şeyler söylüyor. Ve bu bilgileri akıllı bir detektif varsa kolayca birleştirebiliyor. Katil izlerini örtmek için çok uğraşmamıştı çünkü rastgele bir cinayetti onun için. Ama detektif bir kez örüntüyü görmeye başlayınca ipin ucu mecburen suçluya çıkıyor. Elbette her zaman mutlu sonla bitmiyor, her katil yakalanmıyor ancak karakter profili bazı davalarda ciddi rol oynuyor.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.