Kategoriler
Beslenme

Beslenme Üzerine

Beslenmeye daha geniş bakmak.

Tıp veya iyileştirmenin, şifanın ve şifacılığın tarihine baktığımızda “beslenme” ile kolkola yürüdüklerini görüyoruz. Hipokrat’ın temel öğretisinde “sağlıklı olma hali” anlık çözümlerden yani ilaçlardan öte, bireyin genel beslenmesinin dirlik içinde olması şeklinde anlaşılıyor. Buna paralel olarak, herhangi bir semptomla, belirtiyle kendisine gelenleri de sadece o an orada bahsi geçen belirtiyle değerlendirmiyor. Beslenme şeklini inceliyor, yaptığı işi anlamaya çalışıyor, ailesiyle ilişkisini irdeliyor, yüz ifadelerine bile bakıyor. Kızdığında kaşını mı çatıyor yoksa dudağını mı ısırıyor. Bunların hepsinden faydalanıyor Hipokrat tanı koyarken.

Galen için de benzerleri geçerli. Doğrudan beslenme üzerine eserler de veriyor Galen. Temele eski Yunan’daki meşhur “4 töz/element/safra/sıvı” fikrini koyuyor. Biraz bu dört ayrı hâl fikrinden de bahsetmek lazım sanırım. İki eksen belirlemişler. İlk eksen kuru-nemli ekseni. İkinci eksen ise sıcak-soğuk ekseni. Bu eksenlerin birleşiminin dört ucuna da farklı anlamlar yüklemişler. Bireyleri de bu eksenlerde durdukları yere göre tanılamışlar ve tedaviyi buna uygun yürütmüşler. İdealde bu tözler denge içinde olmalı. Ancak ağrı veya yaralanma durumunda “sıcak” töz artıyor. Kızarma, şişme, kanama… Bunların hepsinde kanın bir yerlere hücum etmesi var. Bitkin düşen birinde ise “soğuk” töz artıyor. Enerjisi azalıyor, vücut sıcaklığı düşüyor, kanı çekiliyor.

İlginç şekilde burada -eski Yunan’da- tanımlanan, tasvirlenen bu ayrım, günümüz bilimcisi Mark Changizi’nin insan gözündeki renk hücrelerinin deri rengindeki farkları ayırt etmek için özelleştiği yönündeki teorisiyle de örtüşüyor. Kan ve kanlanma sağlıkla ilgili önemli ipuçları veriyor ve gerçekten de deri rengindeki değişimlerden önemli bilgiler edinilebiliyor.

Bu denge halini, yani bu farklı tözlerin uyum içinde olmasını da sağlayan en önemli etmenlerden birisi beslenme. “İlaç” da buna göre tasarlanıyor zaten. Örneğin, kronik ağrıları olan birinin beslenmesine sarımsak, soğan, zerdeçal, biber gibi doğal iltihap gidericiler eklemesini öneriyor. Benzer şekilde belki de çalışma şeklini değiştirmesini de istiyor. Beline daha az yük binecek bir şekilde çalışmasını salık veriyor olabilir.

Burada görmemiz gereken, tüm bu kavramların, yani beslenme, çalışma, dinlenme, sağlık… gibi kavramların aslında birbirlerine herhangi biri dışlanamayacak şekilde bağlı oldukları. Dinlenme ve çalışma rutinini bilmeden birine uygun beslenme şeklini tahayyül edemeyiz. Verdiğimiz reçete doğru olmaz. Benzer şekilde iklimi veya etraftaki bitki çeşitliliğini bilmeden de bir reçete vermek uygun olmaz.

Bu iki durumu birer örnekle açıklamak istiyorum. Dinlenme ve çalışma rutini ile ilgili sporculara bakabiliriz. Bazı günler yoğun performans göstermeleri gerekiyor, bazı günler antrenman yapmaları gerekiyor, bazı günler de dinlenmeleri gerekiyor. Bu kişi bu üç farklı dönemde aynı beslenme rutinini sürdüremez. Bir maratoncu koşacağı gün ve dinleneceği gün çok farklı beslenir. Dağcılar da aynı şekilde. Dağcılar genelde yemiş veya kuru meyve gibi protein, yağ oranı yüksek ancak su oranı düşük şeyler tüketirler. Su oranı düşük olduğu için hem taşıması kolaydır, hem de vücut soğuk havalarda sıcak havalarda olduğu kadar suya ihtiyaç duymaz. Bu bitkiler için de böyledir. Maraton koşanlar ise daha sulu şeyleri tercih ederler. Sulu ancak hafif. Patates oturtması veya karnıyarık yemez koşacağı gün. Öncesindeki gün belki yiyen vardır. Bunların hepsi gördüğünüz gibi çok farklı durumlar. Bir sürü ayrıntısı var.

İklimle ilgili örnek de aslında dağcı hikayemizden geldi ancak biraz daha açmak gerekirse, hava sıcaklığı eksilere düştüğünde insan vücudu sadece durarak bile çok enerji tüketir. Benzer bir rutin sürdürülüyorsa daha fazla enerjiye ihtiyaç olur. Aynı şekilde doğa da kapanır. Yapraklı bitkilerin hemen hemen hiçbiri kalmaz. Kışın köklerin, tohumların yenme zamanıdır genellikle otoburlar için. Burada yağ-şeker ikiliğinde düşünürsek ters giden bir şeyler var. Doğadaki birçok canlı ve avcı-toplayıcı (bugün tam avcı-toplayıcılar yok aslında, hepsi yarı zamanlı) kabileler yazın ve kışın, çevrelerindeki değişime göre sürekli diyetlerini değiştiriyorlar. Kışın aylar boyunca et, bakliyat, tohum, rizom-kök yiyerek yaşıyorlar. Yazın ise yapraklar, meyveler, kuş, balık.

Beslenme anlayışımız “şeker-yağ” ikiliğine kısıtlı kalamaz. Doğada farklı hayat koşullarında, farklı iklimlerde bunların herbiriyle sağlıklı yaşayan hem insan hem hayvan toplulukları var. Neredeyse hiç et yemeyen koskoca bir Hindistan var. İtalya yani Akdeniz diyetinde de kırmızı et çok nadirdir. Hiç kırmızı et yemeden ölen İtalyanlar vardır. Ilıman iklimlerine uygun, ılıman ve sade bir beslenme şekilleri vardır. Zeytin, şarap, makarna, ekmek, balık, baharatlar, domates, biber, arada tavuk, çok nadiren kırmızı et.

Akdeniz ikliminde, Akdeniz hayat şartlarında bu beslenme şeklinin birçok hastalığı, ölüm sebebini ortadan kaldırdığına dair de bir sürü akademik çalışma var. Kalp hastalıkları neredeyse yok bu hayat tarzında. Ancak bu sadece beslenmeyle açıklanamaz. Zeytinyağı ve domates yiyerek hayatta kalamayacağımız sıcaklıklar, coğrafyalar var. Coğrafya, iklim, bireyin günlük rutini, fizyolojisi ve beslenme birbirlerinden ayrılamaz. Bunların hepsine aynı anda bakan teoriler üretmeliyiz. Bu yazı dizisinde de amacımız bir anlamda bunu gerçekleştirmek. Farklı diyet türlerine değinmek istiyoruz. Galen, Hipokrat, İbn-i Sina, Culpeper gibi düşünürler ne demişler, bunlara da bakmak istiyoruz. Antropolojik olarak da farklı beslenme şekillerinin ve bunların dönemsel değişimlerinin ufak da olsa bir dizinini çıkarmak istiyoruz. Son olarak da günlük rutin ve beslenme arasındaki ilişkiye dair güzel örnekler, belli meslek grupları bulup onlara dair ayrıntılı analizler vermek istiyoruz. Yazı dizisindeki amacımız bu ancak toplamda amacımız üstte bahsedilen ilişkileri anlayabilmek ve buna uygun, popülist değil naturalist bir beslenme anlayışı inşa etmek. Daha iyi beslenirsek daha iyi oluruz. Biz buna inanıyoruz.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.