Kategoriler
Botanik

Orman Notları – II

Ormanda aramak, haberleşmek, iz bırakmak üzerine.

Ormanda duyular sürekli farklı seviyelerde aktifler. Yürürken, otururken, bir şeyler ararken hep farklı şekillerde bilgi almak gerekiyor ormanda. Ağaç veya arazi yapısı da çok etkiliyor. Bozkırda, açıklıkta 100 metre öteyi görebilirken sık çalılarda, ormanda 30-40 metre bile görülemiyor bazen.

Ormanda bir şeyler arıyor olsaydık neler yapardık? Öncelikle aradığımız nesne çok önemli. Statik bir şey mi arıyoruz, yer değiştiren bir şey mi? Bizi görünce kaçacak mı yoksa bizi tanıyor mu? Bir önceki kamp yerini bulmakla grubun diğer üyelerini bulmak iki farklı iş.

Grup elemanlarını ararken bağırabilirsiniz yüksek sesle. 100-200 metre yarıçapında bir yerdeyseler sizi duyup karşılık vereceklerdir. Ve her iki taraf da diğerinin yerinden emin olacaktır. Kurtlar bunu kullanıyor mesela. Çok uzaklardan duyulacak şekilde uluyorlar. 2-3 km uzaktaki kurtlar birbirlerinin yerlerini, sağlıklarını belli bir ölçüde bilebiliyorlar. İsteseler buluşurlar. İsterlerse ters yönlere gidip birbirlerine avlanmak için alan açarlar. Bu türden bir iletişim çok önemli.

Kamp yerimizi veya bir ağacı arıyorsak ne yapacağız? Mecburen elde ne varsa onu kullanacağız. Bir nehir şırıltısı da olur ilginç görünümlü bir ağaç da. Orayı etrafındaki yerlerden ayıran bir takım özellikler belirlememiz lazım. Sadece o nokta için değil yol üzerinde verdiğimiz kararlar için de bu türden noktalar belirlemek lazım. Şu yamacı olduğu gibi takip ettim, ilk çıkan patikaya girdim. Patikanın girişinde de mor çiçekler vardı sağ tarafta. Bu türden kodlamalar yapmak çok işe yarıyor.

Etrafta ağaçlardan, patikalardan, tepelerden daha kadim düzenlilikler de var. Güneş’in hareketi örneğin. Günün saatlerine dair bir fikriniz varsa Güneş’e bakarak her zaman yönünüzü bulabilirsiniz. Bunu bugün pusula ile de yapıyoruz ancak yaptığımız şey temelde aynı aslında. Yönleri bildikten sonra fazladan bilgi ediniyoruz. Aradığım tepe bu nehrin güneyindeydi. Kamp yerim ise tepenin doğu yamacındaydı. Bu türden bilgiler çok önemli. Güneş’in hareketinden yönleri soyutlayabilmek antropolojik olarak çok önemli bir adım olmak zorunda.

pentadroidMont2

Sağ-sol algısı da önemli. Ormanda yürürken genelde kuzey-güney gibi değil de “sağ çapraz arkamda” gibi hatırlarsınız bir yerleri. Geride bıraktığınız göl sol çaprazda kalmıştır mesela. Bunu bu şekilde bilirsiniz. İşte tam da bu yüzden sağ-sol algısı önemli hale geliyor ormanda.

Ağaçları, bitkileri, toprak veya taş çeşitlerini tanımak da çok büyük bilgi sağlıyor böyle durumlarda. Yanyana iki tane kayın vardı diyebilmek çok önemli bir yerleri hatırlamaya çalışırken. Her yer birbirine benziyorsa yol bulmak zorlaşır. Her yerin birbirine benzememesi için de onları ayrıntılı bilmemiz gerekir. Bir jeolog eminim ki yürürken nerede kilden nerede kumdan nerede çakıldan geçtiğini çok daha iyi biliyordur bana göre. Bir kuş gözlemcisi bir sürü ağaçta benim asla fark edemeyeceğim kuş yuvaları, kuş türleri fark edecektir. Etraftaki ne kadar çok şeye dair bilgi sahibi olursak o kadar kolay olacaktır yön bulmamız. Kafamızda spesifik nesnelerin uzamsal ilişkisi olarak canlandırabilm

emizi sağlayacak çevreye dair bildiğimiz her türden şey.

Kamp yerimizi tekrar bulabilmek için “proaktif” denebilecek çözümler de üretebiliriz. Örneğin yürüdüğümüz yerlerde bazı noktalara spesifik izler bırakabiliriz. 3-4 tane kaya parçasını üst üste koymak bile doğada çok spesifik bir şey olacaktır. O izleri tersten takip ederek de kampa ulaşabiliriz. Bu da aslında bizi sembollere getiriyor.

Ayak izi insanın ürettiği belki de ilk sembol. Hem insan yapımı hem de doğal. İnsan ayak izi üretmek için yürümüyor ancak mecburen üretiyor. Ve bu ayak izlerini kullanarak bir şeyleri takip edebiliyoruz. Doğada sadece ayak izlerine bakarak hangi tür canlıdan kaç tane olduğunu, ne hızda ilerlediklerini, ne kadar süre önce o noktadan geçtiklerini, biraz da olsa sağlık durumlarını ve muhtemelen ne tarafa gittiklerini söyleyebiliyorsunuz. Bunları okuyabilmek bozkırlarda, çayırlarda evrilen insan için çok faydalı ve önemli olmuştur.

İnsan, diğer hayvanların sadece kaçarak, koşarak atlatamayacakları bir avcıya dönüşüyor iz sürme yetenekleri sayesinde. Tabii bu yetenekleri sadece avlanmak için düşünmemek lazım. Etraflarından daha haberdar oluyorlar. Daha uzun mesafeleri keşfedebiliyorlar. Bitki topluluklarını veya su kaynaklarını daha rahat bulabiliyorlar. Bugün bile denizciler için karaya yaklaşmanın ilk göstergesi kuşlardır. Bu kuşlar bir yerlerde uyuduğuna göre kara yakın demektir. Nuh tufanında da önce bir karga sonrasında da güvercin yollanır ayağı çamurlu mu geri dönecek diye. Topraktaki ayak izlerine bakıp onlardan bir takım tahminler türetmek de bundan farklı değil.

İz sürmenin üzerine bir de etrafı bilinçli (amaçlı) şekilde düzenlemek gelince bugün bildiğimiz karmaşık sembol sistemlerine kadar evriliyor iş. Ayak izleriyle başlıyor, sonra yolun kenarına taş diziyor veya bir ağacın kabuğuna işaret koyuyor yolu mimlemek için. Duvarlara hikayeler çiziyor. Geçtiği yerlere sopayla iz bırakıyor.

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.