Kategoriler
Psikoloji İlişkiler

Beklenti

Bir şeyleri istediğimiz an kısır bir döngüye giriyoruz. Bir şeyleri hak ettiğimizi düşündüğümüz an da öyle. Doğada bir şeyleri hak etmez canlılar. Bir elma gördüğünde gider, uğraşır, alabilirsen alırsın. Biz bugün sürekli bir şeyler bekliyoruz. İlgi bekliyoruz. İlgi hak ettiğimizi düşünüyoruz. İlgi hak etmiyoruz. Hak edecek şeyler yapsak zaten ilgi beklemezdik, ilgi kendiliğinden gelirdi. Çünkü hak etmek diye bir şey yok. O nesne olmak var. İlgi gören nesnesinizdir veya değilsizdir.

Dünyayla savaşarak ne olduğumuzu değiştiremeyiz. Kendimizi aşmalıyız. Ben buyum deme lüksümüz yok. İçimizdeki engelleri aşmalıyız, tam da Mevlana’nın dediği gibi.

Her türlü nesneyle ilişkimizi zedeliyor beklentiler. Yağmur yağmamasını bekliyoruz, köpeğin tüy dökmemesini bekliyoruz, karşıdaki bizi anlasın istiyoruz, bir sıcak hareket bekliyoruz. Bunlara gerek yok. Karşıdaki belki buna mahir bile değil. Biz onu yine de seviyoruz. En başta ona çekilme sebebimiz neyse o hala orada duruyor. Onun için de aynı şeyler geçerli. Bunu sevgisizlikle karıştırmamalıyız.

İstemeyi öven, isteme methiyeleri düzen türlü neşriyat var. İstemek çok kötüdür aslında istediğinize ulaşmak yolunda. İstemeyi bıraktığınız anda ulaşabilirsiniz ne varsa aklınızda. Ama o şey artık istediğiniz şey olmaz. Bununla barışmalıyız. Diğer yol da Lacan’ın çıktığı yer. İstemenin kendisi istediğimiz şeyden daha değerli hale geliyor. Açlığımızı besleyip duruyoruz kısacası. Halbuki fark etmemiz gereken tek şey o açlığın orada olduğu. O açlığı üreten sebepleri anlamadan doğrudan açlıkla savaşamayız. Sigara kendi ürettiği açlıkla savaşır durur nafile. Biz de o yola düşemeyiz.

Neden ilgi istiyoruz? Neden arkadaşlarımız olsun istiyoruz? Sosyal olmak neden daha iyi? Bugün hiçbir şey yapmadım derken neden hayıflanıyoruz? Bir şey yapmamız mı lazım her gün? Cumartesi günü evde oturmayı olumsuz bir şey gibi tanımlayan bir kültürün parçasıyız. Belki biz şahsen öyle tanımlamıyoruz ancak aynı kültürün bir ucunda işler ona dönüşmüş. Çok yakınız yani. Bizde de aynı kafanın mecburen izleri olacaktır.

Evet cumartesi günü evde oturmak kötüdür çünkü evde oturmak kötüdür. Fakat bara, partiye, doğumgününe falan gitmekten on kat iyidir evde oturmak bir cumartesi günü. Salı olsaydı bambaşka konuşulabilirdi. Mesai çıkışı birası da güzeldir. Ama cumartesi içmeye, sosyalleşmeye, cilveleşmeye, flörtleşmeye, gerdan kırmaya, sevişmeye çıkmak bomboş iştir.

Sosyal olmaya çalıştıkça daha yalnız hissediyoruz. Daha değersiz hissediyoruz. Değersizleşiyoruz da. Kafede saatlerce oturmak ve aynı hikayeleri aynı kişilerden sürekli dinlemek yerine ilginç bir şeylerle uğraşıyor olabilirdik. Sosyallik iyi veya kötü değildir. Sosyallik sosyalliktir. Ayrı bir tözdür. Nasıl kullandığımız iyi veya kötü kılar. Altın veya silisyumdan farklı değil bu konuda. “Sosyallik iyi midir?” diye bir soru olamaz mesela. Anlamsız. Mümkünse de Koan gibi bir şey olabilir ancak, derin felsefi çıkarımlara gebe.

Bu kadar çok beklenti içindeyiz çünkü birileri de hep bizden bir şeyler bekledi. Sonra o kişilerin bizden beklediklerini biz kendimizden beklemeye başladık. Bazı şeyler iyidir. Bazı şeyler kötüdür. Ve bunlara senin yerine karar verilmiştir. Sana sadece kötü olanlardan kaçınmak kalır. Bu dogmatik kafayla büyüyoruz. Okul bizden bir şey bekliyor, biz okuldan bir şey bekliyoruz. Devlet bizden bir şey bekliyor, biz devletten bir şey bekliyoruz. Neredeyse her türlü nesneyle bu türden bir bağ kurmuşuz. Aile böyle olmaz diyoruz mesela. Kime göre böyle olmaz? Neye göre? Sevgililer şunu yapar bunu eder diyoruz. Kime göre? Nasıl bunların böyle net cevapları olabilir ki takip etmemiz gereken. En fazla danışman olur bunlardan, arasıra göz atarız.

Rahatlık beklentinin antikorudur. Güçsüz beklenti moleküllerinin ufak ufak rahat bireylere verilmesi ile üretilir. O bireylerin kanında damıtılan rahatlık oradan topluma yansır. Sanatla, sözle, müzikle, resimle, mizahla, şiirle… etrafa yayılır rahatın övgüsü. Beklentisiz olmanın en büyük hediyesi “anda olan”ı görebilmektir. Sanat da mizah da resim de müzik de anda olandır. Sevdiğiniz bir şarkıyı bir amaçla, sebeple dinlemezsiniz. Sevdiğiniz için dinlersiniz. O an o şarkının o şarkı olması dışında bir beklentiniz de kalmaz. En fazla o anın bozulmaması gibi masum bir beklentiniz kalır. Beklentilerimiz masumlaştıkça biz de masumlaşıyoruz demektir.

One reply on “Beklenti”

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.